hanne durgungül

hanne durgungül
@hanne_drg
O rose of May, Dear maid, kind sister, sweet Ophelia! O heavens, is ’t possible a young maid’s wits Should be as mortal as an old man’s life?
Bu kitabı ortaokulda şiir yarışmasını kazandığımda, öğretmenim ödül olarak vermişti. O yaştayken pek ilgimi çekmediği için okumamıştım. Şimdi, 25 yaşımda tekrar elime aldım ve "Kitaplar okunacakları zamanı kendileri seçermiş" diyerek okumaya başladım. Böyle dememin sebebi, bu kitabın okuyucu olarak hitap ettiği kesimin ebeveynler ve öğretmenler olması. Yani kitap çocuklar okusun diye yazılmamış, bu yüzden ortaokuldayken okumamam pek de yanlış değilmiş :) Şimdi ise bir genç yetişkin, dahası bir öğretmen olarak bunu okumam çok daha isabet oldu. Kitaptan, öğretmenlik uygulamalarıma yansıyacak bir şeyler öğrenmeyi umuyordum. Ancak kitabın yarısına gelmeden bıraktım. Şöyle ki; kitap özgüven üzerine bilinmeyen veya ufuk açıcı hiçbir şey söylemiyor, zaten bilinmekte olan oldukça basit ifadeleri tekrarlıyor (kendi sözlerini bile yer yer tekrarlıyor). Belki de kitap biraz eski olduğu için, bilmiyorum. Ayrıca kitap nesnel pedagojik bir açıdan değil, İslami pedagojik açıdan yazılmış. Bu elbette bir sorun değil, EĞER KİTAP BUNU VAAD ETSE. Ama siz de benim gibi kitabın adına ve kapağına bakıp bilimsel bir pedagoji kitabı bekliyorsanız, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Açıkçası İslami bakış açısıyla, çocuk eğitimi ve çocuğa yaklaşım yollarından bahsettiği kısımları sorun olarak görmeden okudum. Ancak bazı bölümlerde; kitabın ana konusu olan özgüven, çocuk eğitimi, zeka gelişimi gibi konular tamamen unutulmuş ve genelgeçer dini öğütlere ve öğretilere geçilmişti. Bu noktada bu kitaba başlama amacımı şaşırdım, "Ne okuyorum? Neden okuyorum?" düşüncesine kapıldım. Sorun herhangi bir kitabın dini konulara değinmesi değil, eğitim ve pedagoji kitabı olduğu sanılan bu kitabın din anlatması. Her neyse, kitabı bitirmenin pek de faydalı olmayacağına kanaat getirerek bıraktım. Sırf bitirmiş
Pedagoji
Çocukta Özgüven ve Zeka GelişimiKomisyon · Çocuk ve Aile Eğitimi Komisyonu · 02 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2/10
·176 syf.··
2025 4. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 01:17
üff çok çok nadir beğendiğim birkaç cümle için 2 puan verdim ama bu bile çok oldu sankii :( dipnot: bu kitabı bana verirken “kesilen ağaçlara yazık” diyen canım ablam, senden şüphe ettiğim için çok özür diliyorum.
Nişino'nun On AşkıHiromi Kawakami · Budala Kitap · 2025268 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2025 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 13:22
Okuması oldukça keyifliydi. Kitap okumakta zorlanan ve odak süresi ortalama 7-8 sayfa olan biri olarak, tek oturuşta 40’ar sayfa okuduğum bir kitap oldu. Hikayeleri akıcı ve sürükleyici. En sevdiğim öykü ise Koya Dağı’ndaki Kutsal Adam oldu. Kyōka’nın ağdasız ama etkileyici dili, sıradan olguları alışılmadık betimleyişleri beni kendine hayran bıraktı. :) Bu arada okuduğum ilk Japon edebiyatı eseri. Japon tarihi ve mitolojisi hakkında birçok yeni şey öğrendim <3
Büyücü ve Diğer Gotik ÖykülerIzumi Kyoka · İthaki Yayınları · 2022847 okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2024 35. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 23:12
kabul edilmek istiyordu insanoğlu. bu “yakın” yabancıların arasında o kadar yalnız hissediyordu ki, sonunda bu yalnızlık onun insanlığını yitirmesine yol açtı. bu durum her şeyi daha da mı kötüleştirdi, yoksa zaten böylesine kötü bir durumun yansıması mıydı? çünkü şimdi olduğu gibi, geri dönemediği insanlığında da, anlamıyor ve anlaşılmıyordu. o halde değişen neydi? dönüşüm neydi? belki de değişen tek şey, -diğerlerine başından beri yabancı olsa dahi- kendisine yabancı oluşunun yeni başlamasıydı. ahh gregor.. çürük elmalı kekim.. :’)
DönüşümFranz Kafka · Maviçatı Yayınları · 2020267,6bin okunma
Puan vermedi·35 syf.··
2024 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2024 02:25
Dilbilim hastası olduğum için keyifle okudum. Yalnız; 1940’da yayımlanan bu kitap, belki de tarihi dolayısıyla, günümüzde artık kabul görmeyen veya muallak olan çeşitli teorileri doğru kabul etmekte. 20. yüzyıl ortalarında terk edilmiş olan Ural-Altay dil ailesi teorisinin bu kitapta doğru kabul edilmesi; bugün, etnik olarak karma olduğu kabul edilen Hun devletinin kitapta “Türk” kavmine indirgenmesi; aynı şekilde çok ırklı olduğu kabul edilen Eftalitler’in kitapta “Türk” sayılması bu bahsettiğim hususta dikkatimi çeken örneklerden. Kesin bir cevap bulması zor olan “Türk sözünün aslı” sorusuna net yanıt bulamıyor, nihayetinde kitapta sadece teorileri okumuş oluyoruz. Ancak emek verilmiş araştırmaların sonucunda ortaya konulan güçlü-güçsüz kayda değer birçok teoriyi okumuş olmak da bize çok şey katıyor. Bu teorilerden “Türk isminin ‘türemek’ten gelmiş olduğu”nu savunan teori ise fikrimce en mantığa yatkın, en gözler önünde, en inkâr edilemez olanı.
Türk Sözünün AslıHüseyin Namık Orkun · Türk Dil Kurumu Yayınları · 2011202 okunma