Elbetteki önce sen! Nem varki başka! Ha, neyini mi merak ederim? Serçe parmağındaki tüyden, kulak memendeki tatarcık ısırığına, düşlerine, esnemene, şıpıdık terlikle mutfaktan çıkışına kadar nen varsa!
Önce şiir değil benim için. Önce sen. Bu "sen"in içine 60 kilon, kaşın, gözün, tenin, gençliğin, merhabamız, sustuğumuzda aramızda, masada, havada olan o isimsiz kesiklik, sonra senin o bulunmaz yiğit kalbin, hilesiz dokun... Hepsi, hepsi girer.