İnsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaprağına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin ayak altından çekileceği münasip bir zamana erteler durur insan. Okulu bitirince, işe girince, evlenince, çocuklar büyüyünce... Sonra genellikle o gün gelemeden de ölür.
O çatının altı kimi gün cehenneme dönse de, insana iyi günde kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, bir dostla, hiç değilse bir düşmanla, aynı çatı altına sığınmak lazım değil midir?
Yuvamızı dağıtmadı fakat kurtarmaya da savunmadı. Hayatımızın her an biraz daha yokuş aşağı gitmesini kabullendi ve zamanla dehşete düşerek gördüm ki adeta arzu etti. Evliliğimizi sürdürmeyi ama kalan ömrümüzü, kırılan kalbinin her milimetrekaresinin intikamını alarak geçirmeyi delice istedi. Karım gözlerimin önünde yavaş yavaş acılaştı, cadılaştı.