Eşleri doğum yapacak diye heyecanla benimle konuşan babalar, bebeğinin müjdesini verdiğim ilk an gözlerime bakarak dudakları titreyen babalar, elleriyle yüzlerini kapatıp bir hastane koridorunda mutluluktan hüngür hüngür ağlayan o babalar... Yavrusunun tırnağı kırılsa, bir yeri azıcık incinse telaşla hastaneye getiren babalar... Ve hepsini uzaktan seyreden ben, zavallı bir kız çocuğu, içimde ölen binlerce kız çocuğu... Sevgi dolu babaları izlerken bir yanı hep buruk kalan Rüzgâr Ulu.
Geçmişin ruhunuzu parçalamasına izin verdiğiniz müddetçe, yarın doğacak güneşin kırılmış kalbinize faydası yoktu, can yakan anıları unutmadıkça o güneş sizi hiç ısıtmazdı. Maziye terk edilmişliğin soğuğu sizi hep üşütürdü.
Kötü bir yaşantının ardından geçmişin mahkûmu olup kendimize onun yükünü bindirmenin faydası yoktu, yaralarımıza merhem olacak insan yine bizdik. Belki çabuk iyileşemezdik lakin acı, hep aynı kalmayacaktı. Anılar eskisi kadar acıtmayacaktı.