Her bâtıl ideolojiyi yeşile boyama gayretleri görünmektedir. Yani o bâtıl ideolojiyi İslâmî yapmaya çalışıyorlar. Hâlbuki İslâmiyet, tek başıyla bir hakikattir ve hiçbir ideolojinin eklentisi yahut mütemmimi/tamamlayıcısı değildir. Feminazilik, İslâmî değerlerimiz ile uyuşmadığı gibi; tamamen batının dayatması ve fonlaması ile yayılmaya çalışan bâtıl ve bayağı bir ideolojidir. Kadını koruma hususunda Allah'ın kanunu, Allah'ın dini ve şeriatı -hâşâ- eksik mi kaldı da, bir ideolojinin koruyacağına inanalım?! Her ideolojiyi İslâmî bir kılıfla, İslâmî bir sosla insanlara tutturma projesi olduğu gibi; feminazilik için de aynısı yapılıyor. Dışına bakınca Müslüman ama kafasının içi feminazi argümanları ile dolu olanların, söylemde de yeni bir duruşu temsil ettiğini görüyoruz: Yeşil Feminazilik. Bu yeşil feminaziler, İslâmî literatürdeki ifadeleri kendilerine göre cımbızlayıp yerine göre dar kafasına sığışmayan hadîsleri bile reddedecek kadar küstahlaşabilmektedirler.
Nitekim bu yeşil feminazilerden bazısı, en sahîh hadîsler için bile şunu demekten içtinab etmemişlerdir: "Benim inandığım peygamber bunu demez!.." Bu sözleri ile aslında kendi kafalarında tahayyül ettikleri ve hevâlarına uygun bir peygamber istediklerini gösteriyor. Hakikî mânâda Kur'ân'ın bizden istediği سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا "İşittik ve itaat ettik!" (Bakara, 2/285) düstûru ile bağdaşmaz. Allah (cc) bize اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ "Allah'a ve Resûl'üne itaat edin!" diye emrediyor. فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ "Anam, babam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah!" diyen sahabenin teslimiyeti nerede? Resûlullah'ın (asm) söylediği sözlere karşı çıkan yeşil feminaziler nerede? Darb-ı mesel olarak denildiği gibi: أَيْنَ الثَّرَى مِنَ الثُّرَيَّا؟ __(Eyne's-serâ