Büşra T.

Büşra T.
“Ah bu eski kağıtlardan, eski kitap aralarından, unutulmuş eski defterlerden çıkan matem kokusu!”
Arthur'un hiçbir zaman dindar geçen bir dönemi olmadı; inancı yoktu ama gençken inanma isteği duymuştu; bir Tanrı tarafından sakınılmayan bir varlık olmanın dehşetinden kaçmak istemişti. Tanrının varlığına inanıyordu ama bu inancı, Avrupa uygarlığının dehşetini ergenlik çağında görmesiyle kötü bir şekilde sinandı. On sekiz yaşında, "Bu dünya Tanrı tarafından yaratıldı, öyle mi? Hayır, şeytan tarafından yaratılmış olmalı!" diye yazmıştı.
Sayfa 112
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kierkegaard, çifte umutsuzluk adını verdiği şeyi yaşayan bazı insanları anlatır. Bu insanlar umutsuzdur ama umutsuz olduklarını fark edemeyecek kadar kendilerini aldatırlar. Demek istediğim şu: acılarımın çoğu, arzularımla hareket etmemin sonucunda ortaya çıkar ve sonra bu bir anlık tatminle mutlu olurum, kısa süre sonra bu tatmin can sıkıntısına dönüşür, derken bir arzu daha ortaya çıkar. Schopenhauer bunun evrensel insan durumu olduğunu düşünmüş. İstemek, anlık tatmin, can sıkıntısı, sonra daha fazla şey istemek.
Sayfa 106
Çocukluğumuzun altın günlerini neden hep özlemle anarız, biliyor musunuz? Nietzsche bunun nedenini, o günlerin kaygısız günler, en küçük bir kaygının olmadığı günler, ağır ve acı veren anılarla, geçmişin çöpleriyle yere çökmeden önceki günler olmasına bağlar.
Sayfa 105
"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalılığımız olduğunu da söyleyebiliriz çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez."
Sayfa 92
İleriyi önceden görebilseydik çocukların ölüme değil hayata mahkum olan ama henüz cezalarının ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz, masum mahkumlar olduğunu görebilirdik. Yine de her insan ileri yaşlara, yani “bugün kötü ve her gün daha da kötüleşecek, ta ki en kötüsü olana kadar" denebilecek bir hayat durumuna ulaşmak ister.
Sayfa 75