"Genç Werther'in Acıları", Goethe'nin okuduğum ilk romanı.
Tutkulu bir genç ressam olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan bir eser.
Bir insanın aşık oluşu, bu aşk karşısında çaresizliği, kararsızlığı, gidip gelmeleri bu kadar mı güzel, akıcı, gerçekçi ve içten anlatılır?
Çaresizlik, yalnızlık, bıkkınlık, isyan...
Werther “Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor. Alınyazısı bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda Lotte! Elveda” sözleriyle mektubuna ve yaşamına son verir.
İnsanlar, düşüncelerindeki farklılıkları birbirlerine göstermeye başladıkları zaman, her biri kendisinin haklı, diğerinin haksız olduğunu düşünmeye yeltenirse ilişkiler o kadar karışır ki, zor zamanlarda her şeyin dayadığı çözüm noktasına ulaşmak olanaksızlaşır.
Ah, insan yaşamda öyle geçici bir yolcudur ki, kendi varlığına en fazla inandığı ve arkadaşlarının ruhlarında, kalplerinde en derin izleri bıraktığını sandığı bir yerde bile belleklerden hemencecik silinecek, hiçbir iz bırakmayacaktır! Hem de öyle çabuk ki!