Beş Sevim Apartmanı...
Nereden başlamam gerektiğini bilemediğim çok boyutlu bir roman.
Rüyalar, inançlar, inanışlar, sevgisizlik yahut yanlış sevgi ve bunların sebep olduğu psikolojik rahatsızlıklar.
Ben romanı okurken sevgisizlik ve sebep olduğu boyutlarıyla okudum, sevgisizliğin hangi sonuçlara yol açacağını en kötü haliyle gördüm. Bu bakış açısıyla okuma sebebim aslında psikolojinin içinden geliyor oluşumla ilgilidir diye düşünüyorum.
Yazarla tanıştığımda da benzer şeylerden bahsetmiştim ve yazar bu açıdan pek bakmadığını daha çok inanç boyutuyla ilgilendiğini söylemişti. Benim bakış açım ona farklı gelmişti ve hoşuna da gitmişti.
İnanç boyutu romanda elbette yoğun olarak hissediliyor fakat saydığım diğer boyutlarda geri kalır gibi değil.
Benim önceliğim yine sevgisizlik ve sonuçları olacak yorumumun sonlarına doğru diğer boyutlara da elbet değineceğim.
Sevgisizlik...
Özellikle de anne babaların kendi çocuklarına yüklediği sevgisizlik.
Çocuklar biz yetişkinlerden çok daha hassas bu konuda ve gelişimsel bir özellikleri sebebiyle de onlara gösterilen her davranışı benmerkezci olarak değerlendirirler. Örneğin anne babası boşanan bir çocuğun şunu söylemesi oldukça olağandır: "Annem ve babam benim yüzümden bir daha görüşmeyecekler çünkü ben yemeğimi yemedim ve onları üzdüm" yahut babası kaza geçiren bir çocuk şunları söyleyebilir, "Ben babamı yanımda istedim benim yüzümden kaza yaptı."
Bu benmerkezcilik, insan gelişiminde önemlidir ve aslında olması gerekendir fakat bunu çocukta iyi yönde geliştirmek anne babanın elindedir. Romandaki karakterlerin hepsi bahsettiğim bu gelişim döneminde (Piaget'e göre işlem öncesi dönem) ailelerinde sevgisizlikle büyüyen çocuklar. Kendini cüce sana Oğuz, kendini öldürmek isteyen Yusuf, sırf erkek doğmadı diye sevilmeyen ve cinsel kimlik