KİTAPLIĞIMIZDA OKUMADIĞIMIZ ONCA KİTAP VARKEN, YENİ KİTAP ALMALI MIYIZ?
Yeni kitap almak da bir alışveriş çeşidi, dolayısıyla alışveriş için varolan bütün önyargılar, eleştiriler, zaaflar, mutluluklar, heyecanlar, doyumsuzluklar, hepsi kitap almak için de söz konusu.
Kalan son paranızı neye harcıyorsunuz? Mesela bu sorunun cevabı karakterinizi büyük oranda ele verebilir. Sorunun bir başlığı bu, diğeri ise “okumadığımız kitaplar” meselesi.
Alışverişin kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum fakat genel kanı ve çarpık bir kapitalizm eleştirisi olarak “tüketim” meselesi alışverişi adeta şeytanlaştırdı. Dengeli olmak her zaman ve her şey için iyidir, aşırı alışveriş elbette belli sakıncaları da beraberinde getirir, fakat bunu bütünüyle bir tabuya dönüştürmek yanlış. O anlamda “okumadığımız kitaplar varken” de kitap alabiliriz. O kitabı daha sonra bulamayabiliriz, o kitabı almak istediğimizi bir süre sonra unutabiliriz, bir sürü başka nedenle ertelediğimiz kitabı almak, erteleme nedenimize değmeyecek kadar kârlı olabilir. Olmayabilir de… Bunun bahanesi evde okunmayı bekleyen kitaplar olmamalı, zira her kitap kendi başına değerlidir, özeldir.
Kitaplığımızdaki okumadığımız kitaplar büyük stres kaynağı! Halbuki gerek yok. Ömrünüz boyunca hiç ara vermeden sürekli okusanız bile okuyamadığınız binlerce kitap kalacak. Mesele “okuma” eylemini anlamlandırmak, yoksa sayfa çevirmek ve kelimelerin üzerinden göz ile geçmek değil.
Bazı kitaplar “zamanı ve yaşı gelince okunacak kitaplar”dır, benim kanaatim bu olduğu için, henüz okumadığım bir kitap varsa kütüphanemde, henüz zamanı gelmemiştir diye düşünüyorum. Sırf okumadığınız için rafta durup sizi strese sokan bir kitabı zorla okumak ve o kitaptan zevk almamak çok daha kötü değil mi? Halbuki dursun durduğu yerde, günü geldiğinde zaten