Harun Kaban

Harun Kaban
@harunkaban
Okuma notları, kitap tavsiyeleri ve Rus Edebiyatı Klasikleri okuma serüvenimi paylaşıyorum.
Palto - Nikolay Gogol
Puan vermedi·56 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
Rus Edebiyatı'nın Kaynağı: Gogol ve Palto'su Nikolay Gogol’ü en iyi özetleyen büyük Rus edebiyatçı Dostoyevski’dir. Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’ün Paltosu’ndan çıktık.” sözü Rus Edebiyatı açısından söylenmiş en iyi sözlerden birisidir belki de. Dostoyevski, mirasını tevarüs ettiği ve tabiri caizse zirveye taşıdığı öncülü edebiyatçılar üzerine düşünmüş ve yazmış bir yazar. Puşkin için de bir anma vesilesiyle yaptığı konuşma en iyi Rus Edebiyatı değerlendirmelerinden birisidir. Bu konuşma “Puşkin Konuşması” olarak da kitaplaştırılmış. Gogol’ün Palto hikayesi, Rus Edebiyatı’na karakterini veren hikayelerden birisidir. Sıradan bir memurun, bir palto ile olan bağı, dönemin Rusya’sını resmeder, paltonun peşinde yozlaşmış bir yönetimin yozlaşmış bürokrasisinde, dargelirli bir memurun tükenişinin, birçok eleştirmene göre Çarlık Rusya’sının çöküşünün en iyi resmidir. Rus Edebiyatını kronolojik okumak çok ufuk açıcı oluyor, edebiyatın emekleme aşamasından nasıl bir şahikaya dönüştüğüne tanıklık ediyorsunuz. İkinci en önemli gözlemim ise, bir dehanın, yaşadığı çağı gözlemleyerek nasıl ileriye dönük ürünler verebildiği oldu. Puşkin’de, Gogol’de, şimdi Tolstoy’da bunu gözlemliyorum, bu isimlerin her biri bir deha kuşkusuz. Palto hikayesinde Gogol Akakiy Akakiyeviç isimli bir memurun hayatından gözlemlerle dönemini müthiş tasvir ediyor ve edebiyatın ancak yüz yıl içinde keşfedip sistematikleştireceği akımların adeta nüvelerini ortaya koyuyor. Palto’da Gogol kadim edebiyat kurallarını uyguluyor. Aristoteles’in Poetika’sı genel olarak şiir üzerine yoğunlaşmış olsa da, tahkiye yöntemi olarak, hikaye anlatmanın unsurları açısından tüm edebiyat dallarını, hatta sinemayı derinden etkilemiş bir kitaptır. Gogol de Palto’da Akakiy Akakiyeviç’in hayatını anlatırken üstün bir hikaye
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Palto Yayınevi · 201746,2bin okunma
Reklam
Kuşlar Yasına Gider - Hasan Ali Toptaş
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Kuşlar Yasına Gider çok zarif, çok naif bir hikaye. Kuşlar Yasına Gider, başından sonuna kadar, fonunda türkü olan bir kitap. Kitabın kahramanı olan yazar, Denizli’ye gidip gelirken arabada hep türkü dinliyor. Kitabın ismi de güzel bir Ardahan türküsünün bir mısraı. Bu türkünün mısraları edebiyatımızda sadece bu kitaba değil, başka bir kitaba da ismini verdi: Sadık Yalsızuçanlar‘ın bir kitabı da bu türküden alıyor ismini: Geçen Gün Ömürdendir. Çok önceleri okumuştum, o da içinde çokça türkü barındıran keyifli bir kitaptı. Kuşlar Yasına Gider’in kapağında Nuri Bilge Ceylan’ın bir fotoğrafı var ve o kadar isabetli bir seçim ki, kitabın fotoğrafını çekmesini isteseniz ancak öyle bir fotoğraf olabilirdi. Hasan Ali Toptaş yayınevi değiştirdikten sonra, tüm kitapları bir Nuri Bilge Ceylan fotoğrafı ile kapak tasarımı yapıldı ve Kuşlar Yasına Gider’deki kadar her birinin isabetli olduğunu tahmin edebiliyorum. Kitap bana büyük oranda otobiyografik geldi. Her ne kadar yazar aksini iddia etse de yazarla kitabın kahramanının hikayesindeki paralelliklere bakınca pek öyle olmadığı görülüyor. Hatta kitabın bir kısmında, bu mesele kitabın kahramanı olan yazarın da asabını bozuyor ve kitabın kahramanı olan yazar Hasan Ali Toptaş’ın konu hakkındaki fikirlerini tıpkı onun gibi asabi bir şekilde dile getiriyor. Kitap Toptaş’ın genel tarzına aşina ve o tarzı seven okurları tarafından pek sevilmedi ve eleştirildi, sanırım ben de tam bu nedenle çok sevdim, zor okunan diğer romanlarına nazaran, Hasan Ali Toptaş kitapları okumaya başlamak için iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. Ve kitabın kahramanı yazarın Denizli – Ankara arasında dinlediği türküleri birisi YouTube’da bir araya getirmiş. Kitabı okuduktan sonra bu türküleri mutlaka dinleyin, sanki birlikte yolculuk etmişsiniz gibi
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Haberler - Alain de Botton
Puan vermedi·262 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
Hayatımızda “dedikodu”nun önemini ihmal ediyoruz. Böyle söyleyince çok “aykırı” bir söylem gibi geliyor fakat dedikodu, aslında hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Esasında o kadar da kötü bir şey de değil, hatta “hayatta kalma/survive” yöntemleri arasında, şimdiye kadar en önemli yöntemlerden bir tanesi bile diyebiliriz. Sanırım lafı nereye getireceğimi anladınız: Haberler aslında bir çeşit “kurumsal ve etik dedikodu” yöntemi. Öncelikle dedikodunun “hayatta kalma” açısından nasıl bir önemi olduğundan bahsedeyim. İnsanları diğer canlılardan ayıran en temel özelliği “konuşarak” iletişim kurması ve bu konuşmayı bir “bilgi aktarımı” ve “bilgi birikimi” yöntemi olarak kullanması. Bu sayede dünyanın sahibi ve en tehlikeli yaratıkları insanlar. Maymun toplulukları, insanlardan sonra bu yöntemleri kullanan önemli hayvanlar arasında ikinci sırada. 50 bireylik topluluklara kadar genişleyebiliyorlar. Peki bu ne demek? Mesela bir kabile mensubu, ırmağın kenarındaki büyük ağacın yanında bir arslan gördüğünde, hemen gelip bunu kabilesindeki diğer üyelerle paylaşır, o ağacın civarında dikkatli olmaları için uyarır. O esnada orada olan birisi, gider ve ailesinin diğer üyelerini, çocuklarını uyarır ve ırmak kenarındaki büyük ağacın yanındaki arslanlar hakkındaki “haber” tüm kabilede yayılır ve kabile üyeleri artık o ağacın civarında bir arslan tehlikesi olduğunu bilir. Bunu maymunlar da bir nebze yapabiliyor fakat mesela ırmak kenarındaki ceylanlar halen arslanlara yem olabiliyor, çünkü yeterince iyi dedikodu yapamıyorlar, haber yayamıyorlar. Fakat hayatımızı kurtaran “haberler” artık hayatımızı çekilmez hale de getirebilir. 24 saatlik günün 8 saati uyku ile, geri kalan 16 saatin 10 saati ise ekran başında geçiyor, bu ekran bağımlılığı artık sağlığımızı tehdit ediyor. Alain
1000Kitap
HaberlerAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 201578 okunma
Statü Endişesi - Alain de Botton
Puan vermedi·335 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
Kendinizi mutlu hissetmek için ve insanların gözünde iyi görünmek için başarılı olmanız gerekir. Başarı sadece bir alanda değil, insan hayatının her anında ölçümlediği bir “değer”dir. Bir otobüsü yakalamaya çalışmaktan tutun, biriyle flört etmeye başlamak veya o flörtü ilişkiye çevirmeye çalışmaya kadar, hayatın her alanında bu hesaplama vardır. Başarıyı ise, edimin öncesinde yaptığınız bir tanımla veya o alanda daha önceden yapılmış bir tanımla ölçersiniz; saat 5 otobüsüne binmeye karar verdiyseniz başarı ölçütünüz artık bellidir veya bir flört ise söz konusu olan, sizden önce tanımlanmış olan “akşam birlikte yemeğe çıkma” konusunda hoşlandığınız kişiyi ikna etmeniz bir ölçüdür. Ve tüm bunları bir anlamda “kendimize saygı duymak” ve dolayısıyla toplumun bize saygı duymasını sağlamak için yaparız. Bu da aslında bir nevi toplum içindeki “statü”müzü belirler. Alain de Botton “Statü Endişesi” kitabında, toplum içinde sahip olduğumuz konumu korumanın yarattığı stres üzerine kafa yoruyor. Statümüzü yüksek tutmaya çalışıyoruz, statümüzdeki bir düşüş bizi toplum gözünde “düşük” olarak algılatacağı için endişeleniyoruz. Bu endişeye sebep olan durumları Botton beş başlıkta topluyor: Sevgisizlik, snopluk, beklenti, meritokrasi ve güven. Sahip olduğumuz statüyü korumak, devam ettirmek için önümüze konulan beklentiler bizi endişeye sevkediyor, beklentileri karşılayamazsak ve statümüz sarsılırsa diye endişe ediyoruz. Bu beklentileri de insanlar tarafından sevilmek için karşılamaya çalışıyoruz, statü endişemizin temellerinde bu gibi faktörler var. Bu endişeden kurtulmak için de bazı formüller sunuyor Alain de Botton: Felsefe, Sanat, Politika, Hristiyanlık ve Bohemlik. Hristiyanlık’tan kasdettiği şey aslında din. Zengin de olsanız, fakir de olsanız, toplum tarafından sevilen
1000Kitap
Statü EndişesiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20211,209 okunma
Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan’ın Manisa’da çocukluğunda babası ile şehre gittiklerinde, sonrasında da her Manisa’ya gittiğinde kaldığı Anavatan Oteli isimli bir otelden neşet etmiş. Kitaptaki otelci Zebercet de o otelin sahibi kitapta küçük yer değiştirmeleri var ama hikayede epey otobiyografik izdüşümler var. Yusuf Atılgan bir röportajında Anayurt Oteli’ni yazmaya karar verişini şöyle anlatıyor: “Bir gün bu oteli yazma isteği doğdu içime. O sıralar arkadaşlarla Ödemiş Birgi’ye gideceğiz. Gece Aydın’da bir otelde kaldık. Bir otel işte. Kapıdan giriliyor. Karşıda yukarıya çıkan bir merdiven var. Katibin yeri de bu merdivenin altında. Önünde bir küçük masa. Gece arkadaşımla konuşurken ‘Yahu,’ dedim, ‘bu adamın buradaki hayatı ne olabilir?’ Merdiven altında oturan bir adam. Nasıl bir adamdır bu? Üstelik benim bunaldığım zamanlar. Anavatan Oteli ile bu durumu birleştirdim, kendi ruh durumumu da yansıtmaya çalıştım. Bu roman çıktı.” Kitap ince ama okuması zor bir kitap, fakat eğer zaman ve yaş doğruysa gerçekten çok enteresan bir okuma olabilir. Beni etkileyen kısmı, benzer şeyler benim de planlarımda var, yani edebiyatın “küçük hayatlar” dediği mesela bir taşra oteli katibinin bir gününü anlatan türden hikayeleri de hayatları da merak ederim. Benim de böyle hikayeler yazmak için hazırlıklarım var, durum bu olunca benim için ayrıca heyecan verici bir okuma oldu. Fakat Yusuf Atılgan genel olarak “bunalımlı” biri, okurken hafakanlar gelebilir, bu kısımlar da bir yazıya taşar. Anayurt Oteli, Ömer Kavur tarafından aynı isimle beyaz perdeye aktarılmış. Filmi de izledim. Filmi izlemek de kitabı okumak kadar zor ama eğer mekanı, kitabın buhranını hissetmek istiyorsanız, başarılı bir tasvir olmuş diyebilirim.
1000Kitap
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam