'Öğleden sonra José Arcadio'yu ortalıkta göremeyince bütün evi aradı. Sonunda havuzun kokulu bir aynayı andıran suları üzerinde yüzen, şişmiş ve hala Amaranta'yı düşleyen cesedini buldu. Aureliano, onu ne kadar sevmeye başlamış olduğunu ancak o zaman anladı."
"Sonra odanın penceresinden baktı, kadının çamaşır çıkınını sırtına vurup yaşlılıktan bükülmüş belini tuta tuta, ayaklarını sürüye sürüye bahçeden geçişini, bahçe kapısını açıp çıktıktan sonra yeniden sürgüleyişini seyretti. Santa Sofia de la Piedad'dan bir daha haber alınamadı."
"O zaman evde söylenildiği gibi José Arcadio Buendia'nın deli olmadığını, zamanın da arada bir sendeleyip ayağını burkabileceği, doğrulup kalkarken de sonsuza dek aynı kalacak bir dilimini bir odada bırakabileceği gerçeğini yalnızca José Arcadio Buendia'nın kavramış olduğunu anladılar"
"Bunları öğrenerek büyüyen Aureliano yıllarca sonra dünyaya katıldığı zaman, onun söylediklerine kimse inanmadı. Çünkü anlattıkları, tarihçilerin uydurduğu ve ders kitaplarına yazdığı düzmecelere taban taban zıttı."