“Has Bahçe” ya da “Has Bagçe”, Osmanlı döneminde saray sınırları içerisinde bulunan bağ, bahçe, bostan ve gülistanları ifade ediyor. “Ayş u tarab” ise yeme-içme ve eğlence anlamlarına geliyor.
Güvenilir kalemlerden biri olan ve Tarihçilerin Şeyhi (Şeyh-ül Müverrihin) olarak da bilinen Halil İnalçık, eğlence kültürü ve tarihimizin bilinmeyenlerini “Has-bağçede ’ayş u tarab” eseriyle okuyucuya sunuyor. Bunu yaparken de dönemin en güvenilir tarihi kaynaklarını (Şâhname, Kâbusname ve Siyasetname gibi ) dayanak olarak gösteriyor. Osmanlının sosyokültürel tarihini sahiplenerek, padişahların ve maiyetindekilerin “has bağçede” neler yaptıklarına, zaaflarına ve yasakladıklarına ışık tutuluyor. Osmanlının saray kültürünü analiz ederken; kadim Mezopotamya, Helenistik dönem, Emevi ve Abbasi kültürleri ve bunların; Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklu Devleti, Beylikler ve Osmanlı Devleti dönmelerindeki etkileri de irdeliyor.
Osmanlı medeniyeti, halk kültürü ve saray kültürü olmak üzere iki başlıkta incelenebiliyor. “Zurefâ” olarak adlandırılan ve sarayı temsil eden seçkin sınıfın yaşam tarzı ve kültürü, halka kıyasla çok üst bir konumda bulunuyor. İslam öncesine ait yüksek bir saray kültürünün devamı olarak görülen bu kültür, neredeyse tüm Müslüman Türk devletlerinde kendine yer buluyor.
Her ne kadar arasında uçum bulunsa da saray ve halk kültürleri birbirini etkiliyor. Yani halk saray kültüründe yer alan öğeleri içselleştirdiği gibi saray da halka ait unsurları bünyesine katıyor. Örnek vermek gerekirse, halk arasından ayrıcalıklı olanlarda kul-cariye ve işret meclisi uygulamalarına rastlanıyor. Aynı şekilde halk müziği, halk oyunları, Karagöz ve orta oyunları da saray kültüründe kendine yer buluyor.
Bir diğer önemli husus da sarayın beğenisini ve himayesini kazanan şairlerin