Bazı sahabeler kutsal topraklara gelmesini isteyince; Selman el-Farisi şöyle cevap vermiştir:
“Kutsal topraklar kimseyi kutsamaz! İnsanı kutsayan/yücelten kendi amelidir.”
Allah (azze ve celle) Şekûr’dur; az bir amelin karşılığını çok ecirle verir. Bu nedenle kul, ömrünün büyük bir kısmını Allah’a (azze ve celle) şirk koşarak, büyük küfür işleyerek ve bunun dışında büyük günahlara girerek isyanla geçirirse, sonrasında ise tevbe ederse Allah (azze ve celle) onun tevbesini kabul eder.
Selef (radıyallahu anhum), Ramazan Ayı’nın diğer aylarda olmayan faziletini görüyor ve biliyorlardı. Bu Ay’ın telafisi mümkün değildir; öyle ki insanı ölüm gafil avlar, o kimse gelecek aylara yetişemez. Bu büyük ecir ve azim sevabın ellerinden kaçması korkusuyla, sanki yarın ölecek bir adam gibi azıklanıyorlardı.