Talimin yani eğitimin ilk misyonu, bilgi aktarıp tecrübe sahibi yapmaktan önce, bu bilgileri kullanacak kalpleri oluşturmak; şerre değil, hayra kullanılmasını, insanlığın zararına değil faydasına çalışmasını sağlamaktır.
"Büyük devletler" diye adlandırılanlar niçin savaşıyorlar? Biraz daha fazla sömürge elde edip, güçlerini ispat etmek için değil mi? Tıpkı avın etrafında dövüşen kurtlar gibi... Birbiriyle dövüşmeleri avı müdafaa etmek için değil, avdan diğer kurtlardan daha çok nasiplenmek için. Sonuç ne olursa olsun o parçalanmıştır.
Allah'ın hükmü ortadan kalktıktan sonra, yeryüzünde insanlara orman kanunları hüküm sürüyor. Orman kanunu der ki: Üstünlük kuvvetlinindir; haklının değil. Güçlü zayıfı yer. Allah ise kitabında diyor ki
"Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı emreder." (Nahl 90)
İlk anda (bakışta) bize, inkarcı Avrupalının vicdan sahibi olduğu kanaati hakim olabilir. Orada tüccarlar hile yapıp aldatmıyor, işçi yalan konuşup sözünden dönmüyor, fertlerin karşılıklı dayanışmaları doğruluk ve emanet üzere işliyor vs...
Dış görünüşüyle bu doğrudur. Ama gerçek anlamıyla bu bir ahlâk değildir. Belki bu, müşterisinin sonsuz güvenini elde etmek için ona doğruluk ve güven veren tüccarın ahlâkıdır. Onun vicdanını hareket ettiren gerçek güç ise ayrı bir konu.
Amerika'da zencileri cadde ortasında öldürmeye kadar varan vahşi davranışlarda vicdan nerede?
Halkların sömürülüp, varlıklarının özü alındıktan sonra onları, fakirlik, cehalet, hastalıklar ve korkuyla başbaşa bırakanlarda vicdan nerede?
Filistin'de halk göçe zorlanırken BM.'nin vicdanı nerede?
Filipinler'de ve dünyanın diğer bölgelerinde müslümanlar öldürülürken vicdan niçin harekete geçmiyor?
Dünyanın bazı bölgelerinde insanlar bir tek buğday tanesine muhtaçken; fiyatlar düşmesin diye tonlarca buğdayı denizlere, nehirlere dökenlerin vicdanı nerede?
Sadece birkaç bin kişinin kazancı için, süs ve parfüm gereçleri, sinema filmleri, çıplak fotoğraflarla, içki ve uyuşturucularla insanları fesada boğanlarda vicdan mı var?