Eminim bende söylediklerimle sizi incittim, ama ben her zaman bunu biliyordum ve bu bana acı veriyordu; lâkin kendimi alıkoyamıyor, ağzımdan çıkanları bastıramıyordum, o sözleri söylerken bile üzüntü duyuyordum. Ama siz kelimelerinizle fazla patırtı yapmadan vuruyordunuz, o sırada veya sonrasında, karşınızda tamamen savunmasız olan biri için zerre üzüntü duymuyordunuz.
Her zaman bir şeylerden memnun olmak, bunun düşüncesiyle dolup taşmak, eve gelip bundan bahsetmek gerekirdi ve cevap her zaman alaycı bir iç geçirme, bir baş sallama, parmakla masayı tıkırdatma olurdu, ardından da, "Uğraşıp didindiğin şey bu muydu? ", " Keşke benim de tek derdim bu olsa! ", " İnsanlar vakit bulup neler düşünüyor", "Bu seni nereye ulaştıracak" yada "Pireyi amma da deve yaptın! " gibi sözler gelirdi. Sıkıntı ve endişe içindeyken elbette çocukça ve önemsiz konularda hevesli olmanız beklenemezdi. Ama konu bu değil di. Daha çok muhalif yapınız yüzünden her zaman ve kaçınılmaz olarak çocuğunuza bu tür hayal kırıklıkları yaşatmaktan kendinizi alamıyordunuz.