Kendi kendime: “Zavallı çocuk, bir gün anlarsın belki, şimdi söylediğin şu acı gerçeği, bir gün yüreğinin acısına dayanamayıp ‘Gel ey yufka yürekli ölüm, götür beni acıyan,esirgeyen unutulmuşluğa, sen üzgünlerin sığınağı, yüzüstü bırakılmışların, yalnızların arkadaşı!’ diye haykırırsın belki,” dedim. Sonra yüksek sesle ekledim: “Ama bu sonsuz bir uykudur.”
Bu söz kafasına takıldı.Takılır elbet.
“Sonsuz ne demek sonsuz?”
“Ah, bu da senin dünyanın dışında bir şey şimdilik. Hiçbir yoldan anlatılamaz sana.”