Hatice

Hatice
@hatice00
Geldi. Gördü. Ölecek. Kapak : Rene Magritte -The Son of Man
Sanat Tarihi
Adana
Adana, 18 Mayıs 1995
650 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
LEYLA   Geceyi çok uzun yaşadık ay karanlık sularda Çözdük yaşadıklarımızla gizini, ki biliriz Leyla ile başlayan her şey söylencedir Ama yine de adı Leyla olsun sevgilimizin
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME   Gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de Aykırı anlamlar arayıp durma güz biter sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur cellat olur her gece Her gece yeniden bir talan başlar acı ses olur, ses deli bir yağmur eski bir eylüle gireriz böylece Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim, sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğine”
Edebiyat
GÜN KARARMASIN GELDİĞİNDE   Güz yakmadan gülün pembesini avuçlarımda ol, sokul yanıma gülüşünle ısınsın bedenim ve dudaklarımda acılaşan ıslık adımla çiçeklensin Serçeler göçe dayanmaz bilirsin ne özleyen bir bakış kalır ne de sımsıcaklığın sular donar yürek üşür sende kalır seni yakan Uçurumlar açılır yollarında buharlaşır çiy damlaları Terli bir kısrak gibi gel kapıma savrulsun saçların yastığım kekik koksun Uzağı yakın et pembeleşsin çarşafın ölüm kapımın tokmağında ayrılığı iyi bilirim ferhat olmayayım dağlarda Ey gülün pembesiyle bir gülümseyişi paylaşan kar yağıyor yatağıma avuçlarım kutuplara döndü gün kararmasın geldiğinde
Edebiyat
KUŞ ÖLÜMLERİ   Gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin her satırını çizip notlar düştük kıyılarına Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara ve düşüşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün kayıp gidiyor parmaklarımın arasından bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler Hep yanlış numaralar düşüyor telefonlara kaçıyor korkulu bakışlarını eski tanıdıklar Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum Gülüşü süt mavisi insanlar vardı / nerdeler şimdi çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler Nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin Öner enfarktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden Ayşe ise acemi bir sokak yosması artık Üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yalnızlığımızı Bu kent kuşların intiharını umursamıyor artık ve göğsüm buz kesmiş bu üşüten yalnızlıkta Birlikte çay içtiğimiz sokaklarda yürüdüğümüz o süt mavisi gülüşler güz solgunluğunda şimdi
Edebiyat
“Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum Gülüşü süt mavisi insanlar vardı / nerdeler şimdi çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler”
Edebiyat