"Sende kimsin?"
O kadar güzel bir kızdı ki.
Silahımı ona doğrultmuştum. Korkudan yavaş adımlarla geri geri gidiyordu. Tek kelime etmedi. Çok korkmuş olmalıydı. Çok hızlı nefes alıp veriyordu. Birkaç adım daha geri gittikten sonra hızla masadan aldığı bardağı bana fırlatıp kaçarak çığlık atmaya başladı
"İmdat! Yardım edin!"
Silahımı belime yerleştirdim. Arkasından gittim. Merdivenlerden yukarı çıktı. Bir odaya girip kapıyı üzerine kilitledi. Kapının kulbunu tutup iki kere çevirdim, açılmadı tabi. İki omuz darbesiyle açtım kapıyı. Hızla elindeki telefonu alıp sert bir şekilde yere fırlattım. Bağırıyordu. Kaçmaya çalıştı. Hızla kolundan tuttum dolaba yasladım. Arka cebimdeki şırıngayı alıp ağzımla ucundaki koruyucuyu çıkardım. Beni itip bir adım uzaklaştığında tekrar kolundan tutup dolaba yapıştırdım
Bazı hisler anlatılamazdı. Öylece yaşanırlardı sadece. Elimdeki telefonu tutmakta zorlanıyordum. Hani tuhaf bir his vardır bütün bedeninin içten içe titrediğini hissedersin ya. İşte öyle bir şeydi bu.