İçinde sükûnetin, ümidin ve cesaretin olmadığı sabır, artık sabır değil tahammüldür. Tahammül ise uzun vadede insanın omurgasını çökertir, enkaza çevirir.
Yol, düşünce ve eylemde daha iyiyi var etme iradesinin insanı yönlendirdiği ruhsal ve bedensel bir ihtiyaçtır. Her zaman doğrunun, daha iyinin ve daha güzelin peşinde olma ihtiyacının insanı zorunlu olarak soktuğu bu rota sırâttır.
Bu koca kâinatın dışı nefis manzarasıdır. İç alemi de kalbin manzarasıdır. Nefis her şeyin dışına, süs ve ziynetine hayran kalır; kalp ise her şeyin içini ibretle seyreder.