‘İnsan ne kadar da anlaşılmaz ama bir o kadar da anlaşılır bir varlık, ona ayna olacak biri olduğunda.’ dedim kendi kendime kitabı okuduğum süre boyunca. İnsanın davranışlarının her birinin altında yatan bir sebep var. O sebepleri görmek, korkularını ve zaaflarını fark etmek, neyi ne için yaptığını bilmek içinse çoğu zaman bir aynaya ihtiyacı var. Bu kitaptaki hikâye bunu çok güzel destekliyor. Rüyalarla yapılan bir terapi hikâyesinin anlatıldığı bir kitap fakat rüyaları terapist değil de danışanın kendisi yorumluyor aslında. Rüyalarında gördüğü her bir karenin ya da eşyanın bir anlamı var insan için. Her bir rüya insanın kendisine dair bir iz taşıyor ve kitapta genel olarak bu tema işlenmeye çalışılıyor. Bu açıdan çok başarılı buldum ve gerçekten rüyalara olan bakış açımı değiştirdi. Onun dışında kitapta dikkatimi çeken en önemli şeylerden biri erkekle kadının celal ve cemal yönlerine yapılan vurgulardı. Allah’ın her bir esmasının bizde bir yansıması var. Bu yansımaların kimi daha az, kimiyse daha baskın. Kadında baskın olan cemal iken, erkekte baskın olan celaldir. Kadın kendindeki cemali yanlış algıladığında ve onu yanlış bir yere konumlandırdığında ya da erkek kendindeki celali yanlış algıladığında ilişkide dengeler bozuluyor ve orada bir güç savaşı başlıyor. Hâlbuki celal ve cemalin birbirini tamamlaması gerekiyor. Bu yüzden evliliğe dair de birçok açıdan farklı bakmamı sağladığını söylemeliyim. Özellikle bu çağın kadına dayattığı ‘güçlü olmalısın’ düşüncesine karşı bakış açımı da fazlaca etkiledi açıkçası. Genel olarak kitap hakkındaki yorumlarım bunlar, psikolojiye ilgisi olan herkese gönülden tavsiyemdir.