Bu yazıyı, beni üzen bir olaya ithafen yazıyorum. Belki benim gibi hisseden biri vardır ve bir nebze olsun iyi hissetmesine katkım olur.
Olay üzerine yapay zekadan akıl almak istedim. “Sen senaryo yazıcısı değilsin. İzleyicisin.” dedi mesajının sonunda. O an hafifçe gülümsedim. Evet, yazan ben değilim. Sadece oynuyorum. Elbette kontrol edebildiğimiz şeyler var. Ama bazen insan, doğru olduğuna inandığı bir yolda öyle kararlılıkla ilerliyor ki yanlış çıkma ihtimali neredeyse imkansız gibi geliyor. O anlarda sanki ele geçirilmişim gibi hissediyorum. Başkası tarafından değil… kendim tarafından. Kulağa tuhaf geliyor biliyorum. Ama her his mantıklı olmak zorunda mı?
Bazen fark etmeden başka yönlere savruluyoruz. Bugün uğruna üzüldüğümüz bir şey, belki yarın şükür sebebimiz olacak. Bilmiyoruz. Belki de işin en heyecanlı tarafı bu. Hata sandığımız şey, bir yeniden yönlendirme olabilir.
Olmadıysa olmadı. Olmayan bir şeye “A” diyelim. Bir testte beş şık varsa, evrenin kurduğu düzende kaç ihtimal vardır kim bilir? Doğru cevabı bugün alamayabiliriz. Ama bir gün o “doğru şık” açıklandığında, umarım geriye dönüp “iyi ki” diyebiliriz.