Seni yaşıyorum ben her hatırada. Sana koşarım kapım her çalışında. Neden, neden yoksun şimdi yanımda? Alışamadım hâlâ ben yokluğuna.
Bırak, ilk anın zarafetinde donup kalalım; eksilmeden, incinmeden, hayal kırıklıklarına değmeden sadece güzel bir hatıraya dönüşelim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Harikaaa bir maçtı lenn jajaha
Bir pencere açıktı, bunu kimse bilmedi. Rüzgâr, perdelerin arasından geçerken bir ten değil de eski bir hatıraya dokundu sanki.
Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim. Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni. Çocukluğumun en kuytu köşelerine, henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni. Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi. Her yanım seninle dolu. Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi. Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin, Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni, Bazen bir şiirin ikinci mısrasında, Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda, Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada, bazen gecenin sessizliğinde, Yada günün en yoğun anında, bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde, Ama hep bir yerlerde buluyorum seni. İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim, Bir sürü cevaplar gördüm, Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş, Kimi canından çok sevdiğini, Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş, Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini! cevabını tam olarak bulamadım. Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok. Çok kelimesi de çok değil. Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil. Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım. Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum. Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim. Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,
“Hiç kimseyi memnun etmek için yaşamıyoruz; bunu kabullenmek lazım.” deriz ya, mesele tam da burada başlar. Çünkü bu düşünce herkese karşı aynı kolaylıkla uygulanamaz. Gönül, akıl gibi değildir; her şeyi mantığın dar sınırları içinde değerlendiremez. Kimi zaman yanlış olduğunu bile bile bir insana, bir hatıraya ya da bir ihtimale tutunur. Hayat da kişisel gelişim kitaplarının, yaşam koçlarının ya da sürekli mutluluk vaat eden söylemlerin anlattığı kadar kusursuz bir yer değildir. İnsan bazen neyi neden yaptığını bilmeden yürür, bazen de hiçbir anlam bulamadığı hâlde yaşamaya devam eder. Çünkü anlamsızlık da yaşamın bir parçasıdır; tıpkı umut, sevgi, özlem ve hayal kırıklığı gibi