Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz tek oluşumuzla kaygıya sürüklenen sosyal yaratıklarız. Toplum bu kaygılarımızın üzerine eğilebilmemiz için aynılık üzerinden sahte ve kolay yollar sunuyor. Bizi aynı ürünleri tüketmeye, aynı işlerde çalışmaya, aynı hedefleri benimsemeye ve kendimizi uyum sağlamaya ve farklılığın önemsiz nüanslarıyla tanımlamaya davet ediyor.
Ancak bizde birey olma cesareti yoksa sevgiye asla erişemeyiz, çünkü "sevgi, kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir." Sevgi güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermekle, neşenin, ilginin, anlayışın, şakalaşmanın ve üzüntünün yani içimizden "canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve dışavurumuyla" başlar.
"Aslında hiç kimse aşktan korkmaz. Aşk harika bir şeydir. Asıl sorun, aşkı kaybetme korkusudur. Bu yüzden, güvende hissetmemizi sağlamaları için başkalarına fazlasıyla sorumluluk yükleriz.İşin aslı şu ki kimse duygusal güvenliği ve sadakatin garanti edemez ya da hissettiğimiz güvensizliğin yok olmasını sağlayamaz. Sonuçta korkuları denetim altında tutmak içsel bir yükümlülüktür. "
Büşra Karabudak
@hayalinsel
·
'Pek çok insan, ilişkilerini, âşık olma ihtiyacı ike âşık olma korkusu arasındaki bir dengede yaşar.'