“Hayatım gelecek bir şeyleri beklemenin telaşını ötelemek için kendi kendimi oyaladığım bir oyun gibidir. Neyi beklediğimi bilmem. Yani bilirim esasında da bilmezden gelirim. Çünkü ben ne kadar çok bilirsem o kadar geç geleceğine inanırım. Sadece duvarlarını kitaplarımla emek emek ördüğüm odamın ve oyuncaklarımın sadakatine inanır, geri kalanını tanrıya havale eder ve herkesin uyumasını beklerim. Çünkü sadece herkesin uyuduğu zaman yaşlı bir kaplumbağa gibi başımı kabuğumdan ileriye doğru uzatır ve usulca mırıldanırım.”