"Kapitalizm denildiğinde, maaşlı işçiler aklımıza gelir, oysa kapitalizmin bu ilk aşaması özgür emeğe değil, köleliğe dayalıydı. Kapitalizm denildiğinde, sözleşmeler ve piyasalar aklımıza gelir, fakat erken dönem kapitalizmi çoğu zaman şiddete ve bedensel zora dayalıydı. Kapitalizm denildiğinde, mülkiyet hakları aklımıza gelir, fakat bu dönemin asıl özelliği, mülkiyetin güvenceye alınmasının yanında mala el koymanın şiddetlenmesidir. Kapitalizm denildiğinde hukukun hâkimiyeti ve devletin desteklediği güçlü kurumlar aklımıza gelir, fakat kapitalizmin erken dönemleri, nihayetinde tüm dünyayı kapsayan imparatorluklar yaratmak için devlet gücünün arka çıkmasını gerektirmekle birlikte, sıklıkla özel şahısların kontrolsüz eylemlerini, efendilerin köleler, sınır ötesi kapitalistlerinin yerel halklar üzerindeki hâkimiyetini temel alıyordu. Bunların birikmiş bir sonucu olarak Avrupalılar, yüzlerce yıllık pamuk üretici ülkeler üzerinde hâkimiyet kurarak, bunu Manchester odaklı tek bir imparatorluğa dönüştürebilmiş ve bugün doğal saydığımız küresel ekonomiyi icat edebilmiştir."