Rüzgar nasıl ki uğuldar, su şırıldar, gök gürler ve yapraklar hışırdarsa, arslan nasıl ki kükrer, güvercin guruldar, bülbül çiler ve serçe cıvıldarsa, insan da şarkı söyler.
İhsan Oktay Anar yine neşeli, heyecanlı, fantastik ve felsefi bir üstkurmaca olan bir roman ile karşımızda. Suskunlar, adını musiki makamlarından alan üç bölümden oluşmakta. Romanın ilk bölümü olan Yegah'ta kişiler, mekanlar ve olaylar yaratılarak esrarengiz hikayelere giriş yapılmakta. Burada Hızır Paşa'nın mehter takımında kös tokmaklayan Kalın Musa, çalgılı kahvehane işleten şefkatli kardeşi Muhayyer Hüseyin, kabak kemani ustası olan mahdumu Veysel, Veysel’in peydahladığı ikiz torunları Davut ve Eflatun, Abalıfellah Cami imamı on iki parmaklı bir cüce olan Pereveli İskender Efendi ile ünlü müzisyenler Kirkor, Bağdasar, Amin, Gülabi, Meymenet , Asım ve Asım’ın hayaletinin hikayeleri bizleri karşılamakta.
İkinci bölüm olan Dügah'ta sağır ve dilsiz olan Eflatun’un kendisini çağıran esrarengiz sesi bulmak için çıktığı yolculuk, kin dolu bir Mevlevi dervişinin intikam almak için İstanbul'a gelmesi, kötülüğün derinliklerinden sıyrılıp şeyh olan Nuvarif Bursevi Efendi, Cenazeci Rafael ve Mevlevi Şeyhi Neyzen İbrahim Dede'nin hikayesi anlatılmakta.
Son bölüm olan Segah'ta ise insanoğlunun kadim düşmanı Tağut, içleracısı Lazar, eski bıçkın Çapraz Bayram, Katil Kabil, Yedikule Kahini ile hakikatı gördükleri için gözleri kör olan Kahinler ve Muhteşem Neyzen Batın Hazretleri'nin mahdumu Zahir'in sürükleyici hikayesi ortaya çıkmakta. Bu bölümde hikayenin gizemi artmakla beraber sır perdeleri de bir bir kalkmakta.
Hikaye Muhteşem Neyzen Batın Efendi'nin Kostantiniye'ye zuhur etmesi ve Kostantiniye'deki en bilge musiki üstadına kendi neyinden hayat veren nefesi üfleyeceğinin duyulması ile başlar.
Kitapta üstkurmaca oldukça belirgin bir şekilde okuyucuya sunulmuş. Muhteşem Neyzen Batın Hazretleri'nin Tanrı, oğlu Zahir'in ise son iftar yemeğinde şakirtlerine eti ve kanı olarak