...Keşke ben baksam sana... arada bir elimi alnına koysam, gözlerine dalsam, bakışlarını ben odada dolaşırken üstümde bilsem, senin için yaşadığımı bilsem, onurlansam, içim içime sığmasa, bu yaşama iznini versen bana Milena!
Tuhaf bir ülkeydi benim memleketim. Birilerinin başı mutlaka dertte oluyordu. Memleketin tüm insanlarının dertsiz tasasız yaşayabilecekleri bir günün güneşi henüz doğmamıştı bu topraklarda.
İnsanoğlunun birdenbire gözünün dönüp bir hayvana dönüşebileceğini, kırıp dökebilceğini, sövüp dövebileceğini hatta öldürebileceğini görmüştüm, hem de elle tutulur hiçbir neden olmaksızın.