Kendimi, kısa ve alelade bir şekilde, insanın kendi gibi olmasının çok daha önemli olduğunu söylerken buluyorum. Eğer asil bir biçimde ifade etmenin yolunu bilseydim, başka insanları etkilemeyi hayal etmeyin, derdim.
Şeyleri kendi içlerinde düşünün.
Yaşlı olan seksenine yakındı ama biri ona çıkart hayatının ne ifade ettiğini sorsa, sokakların balaklava muharebesi için aydınlatıldığı hatırladığını ya da kral yedinci Edward'ın doğumunda hyde park'ta atılan topları duyduğunu söyler. Biri kesin tarih ve mevsimi saptamak özlemi içinde ''Peki Nisan 1868'in beşinci gününde ya da Kasım 1875'in ikinci gününde ne yapıyordun? diye sorsa kararsız kalır ve hiçbir şey hatırlamadığını söylerdi. Çünkü tüm akşam yemekleri pişirilmiş, tabak çanaklar yıkanmış, çocuklar okula gönderilmiş ve dünyaya açılmışlardı. Geriye hiçbir şey kalmamıştı. Her şey yok olmuştu. Hiçbir biyografi ya da tarih kitabı, bu konuda tek bir kelime etmez. Ve romanlar istemeden ,kaçınılmaz biçimde yalan söyler...
Eleştirmen bu kitabın önemli olduğunu varsayar çünkü kitap savaşla ilgilidir. Bu kitap önemsizdir çünkü konuk odasındaki bir kadının hisleriyle ilgilidir.