Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu. Duvar, kubbe, kemer, mihrap, çini, hepsi Yeşil'de dua eder, Muradiye'de düşünür ve Yıldırım da harekete hazır, göklerin derinliğine susamış bir kartal hamlesiyle ovanın üstünde bekler. Hepsinde tek bir ruh terennüm eder.
Evliya Çelebi Bursa çeşmelerinden uzun uzadıya bahsettikten sonra sözü, "Velhasıl Bursa sudan ibarettir." diyerek bitirir. Evet, Bursa su şehridir ve bu itibarla bize hiç beklenmedik bir adamı hatırlatır. Bu Şeyhüsislam Kara Çelebizade Aziz Efendi'dir.
"Benden uzak yaşıyorlar ancak öldükleri zaman bana dönüyorlar. Bana bundan sonra sadece onların ölümlerine ağlamak düşüyor!" diyordur. Evet, Muradiye küçük türbeleriyle genişledikçe Bursa hangi vesilelerle hatırlandığını anlar.
Evliya Çelebi, Bursa'dan bahsederken "ruhaniyetli bir şehirdir" der.
Bu şehirde muayyen bir çağa ait olmak keyfiyeti o kadar kuvvetlidir ki insan, "Bursa da ikinci bir zaman daha vardır." diye düşünebilir.
Bu şehre tarih, damgasını o kadar derin ve kuvvetle basmıştır.