İmza yetkisi olmayan sıradan bireyin çıkmazı, israfı bireysel olup zararı kendisinedir. Ama imza yetkisi olanın, en büyuğünden en küçüğüne kadar, israfı topluma sirayet eden, zarar veren bir yanlış ve çözümü olmayan bir çıkmazdır.
Türkiye'yi idare eden teknik kişilerin Türk kültürleri lise düzeyinde bile değildir. Ya yabancı okullarda ve yabancı dillerde tahsil görmüş ya da lisenin fen bölümünden mezun olmuşlardır. İki tür öğrenim de Türk kültürünün ve Türk milletinin hassasiyetini kavramaktan yoksundur. İşte Türkiye'nin bugün yalnız ekonomosini değil, her şeyini dibe çökerten bu iki tür kadrodur. Bunların namaz kılanı ve kılmayanı arasında fark yoktur.
Bugün Türkiye idarecileri resmi, kanuni ve sivil olarak kendi bireysel geleceklerini aşırı derecede düşünüyor ve meşruiyet sınırlarını bile aşıyorlar. Ancak resmi ve kanuni görevleri olduğu halde milletin ve devletin geleceğini düşünmüyorlar. Devletin işlerini günlük işler olarak geçiştiriyorlar. Devlet idarecileri dış düşmandan korkmuyorlar, dış devletlerle olan her türlü, siyasi, ekonomik, hukukî işleri uzaktan gözetip tam karar anına kadar bekleyip ani bir çıkışla kararı erteliyorlar. Karar başka bir fırsata kalıyor, böylece büyük bir başarı havası ile milleti uyutuyor veya avutuyorlar. Millet de düşünmekten yoksun bırakıldığı için bir, niçin, sorusunu soramıyor, dili tutuluyor.