Kimse tarafından tanınmamış, korunmamış, değer verilmemiş, kimsenin ilgisini çekmemiş bir varlık yok olmuştu. Sıradan bir sineği bile mikroskop altında inceleyen bir bilimcinin dahi yüzüne bakmadığı iş arkadaşların alaylarına katlanmış ve hiçbir olağanüstülük görmeden bu dünyadan göçüp gitmişti.
Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı. Üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda da yok olup gidecekti. O da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesi ile oluşan halkaların bir süre sonra kaybolması gibi...