Zaten kurtuluş, kurtarıcının ölümünden sonra gelir. İnsanlar peygamberleri kabul etmez, onları öldürür, ama acı çekerek ölenleri severler, yok ettiklerini kutsallaştırırlar. Sen de toplum için çalışıyorsun, yaptıkların yarın içindir. Hiçbir zaman ödül arama. Bu dünyada en büyük ödülü almışsın zaten: Yalnız doğru insanlara nasip olan manevi sevinç ... Ne büyüklerden, ne güçlülerden kork; akıllı, hep mutlu ol. Ölçülü olmaya, haddini
bilmeye dikkat et, bu konuda bilgi edin. Yalnız kalınca dua et. Yere kapanarak toprağı öpmekten zevk al. Durmadan,
doymadan herkesi, her şeyi sev, bundan doğan coşkunluğu, heyecanı her zaman ara. Toprağı sevinç gözyaşlarıyla ıslat
ve bu gözyaşlarını sev. Coşkunluğundan çekinme, ona değer ver, çünkü bu, Tanrının seçkin kullarına bağışladığı bir nimettir.
Sevdiklerin seni tanrısal sırra erdirir. Daha sonra anlayışın her gün biraz daha derinleşir, böylece sevgin, sonunda, bütün dünyayı kaplayan evrensel bir sevgi olur.Hayvanları sevin, çünkü Tanrı onlara düşüncenin başlangıcını, saf bir sevinç duygusu bağışlamıştır. Bu duyguyu bozmayın, hayvanlardan sevinçlerini alarak hırpalamayın. Tanrının kuralına karşı gelmeyin. İnsanoğlu, hayvanlara hükmetmeye kalkışma, onlar günahsızdır; oysa sen, büyüklüğüne rağmen
yaşadığın yeryüzü toprağını çürütüyor, arkada sadece bu çürümenin izlerini bırakıyorsun. Yazık ki hemen hemen hepimizin yaptığı bu!..
"Bana hizmet
edenin fakir, cahil oluşundan faydalanarak ona eziyet etmeye hakkım var mı, kim oluyorum ben?" Şaşmıştım; böyle basit, gözle görülür bir gerçeğin nasıl olup da aklımıza bu kadar geç geldiğine şaşmıştım Gerçi hayatta uşak,hizmetkar sınıfına da ihtiyaç var, ama evimizdeki uşağın kendisini ruhça uşak olmayan bir insandan daha özgür hissetmesini sağlamak da bizim elimizde ... "