öyle çok yorgun ve öyle yalnızım ki, konuşmaya bile mecalim yok, hiç yok. her şeye tamam diyorum. öyle mi olmuş tamam, o bunu demiş tamam, sen niye böylesin tamam tamam tamam
omzunuzdaki yüklerin bağlı olduğu ipler kesmeye başlıyor sırtınızı bu saatlerde. gecenin boş karanlığına sessiz bir çığlıkla bağırıyorsunuz, acınızı anneniz bile duyamıyor. mutluluk uyurken çaresizlik gözlerindeki yarım kürdanlarla kol geziyor. yine soluyor hiç açmamış çiçekler.