"Her şey bir acının bilincine varmakla başladı.
Bir taşı kaldırıp atmakla, bir kapıyı açmakla…
Bir el, hep bir şeyler yazdı biz doğduktan bu yana kağıtlara.
Şimdi bütün yaşadıklarım karalama kağıtlarında kaldı. Bir kalem kendi kendine yazar bu şiiri.
İnsanlar işlerine gider, ben acıya giderim.
Bir günde bütün isalarımı çarmıha gerer ve her günümü milât bilip, yekinirim.
Güzelliğim, ağlayan bir çocuğun güzelliğidir.
Mutluluğum, örneğin hapisteki bir adamın eline bir gül geçtiğindeki mutluluğuna benzer.
Her şey beni saran bu dünyada bir yangının çıkmasıyla başladı. Kaçıracak bir şeylerim olup olmadığını düşündüm.
Kitapların çoğunu okumuştum ve ellerim
bütün şiirleri bir çırpıda yakmaya hazırdı.
Yaktım mı onları bilmem, yoksa yakmış gibi mi oldum? Oldu ne olduysa. Her şey üstüme örtündüğüm gökyüzünden oluk oluk bir yağmurun boşanmasıyla başladı, yağdı ayak izlerimin üstüne. Yağdı naftalinleyip yüreğime sokuşturduğum anıların üstüne.
Unuttum mu onları bilmem, yoksa unutmuş gibi mi oldum?"