"Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçup gider, deyişini bilir misin? Çoğu insan bunu yanlış anlıyor. 'Adamın parası bitince kadın kaçıp gider.' demek değil bu. Adamın parası bitince... Kalbini de kaybeder. Bir işe yaramaz. Öyle acizleşir ki gülmez bile, tuhaf bir aşağılık kompleksine kapılır, çaresizliğe kapılır, kadını uzaklaştıran da odur."
Gerçek bir korkak, mutluluktan bile dehşet duyar. Ham pamuktan bile berelenir. Neşeden bile yaralanır. Paniğe kapılarak bir an önce, yaralanmadan kaçmak istedim.
Gerçeği söylemek huyum olsaydı, annem ile babama gidip onlara çekinmeden bu suçları anlatır, bana yardım etmeleri için yalvarırdım. Ama kendi anne babam bile benim için akıl almazdı. Yardım için insanlara yakarmak mı? Düşüncesi bile gülünçtü.
Ölümün kıyısındaki birinin bile yüzünde bir çeşit ifade bulunur, insanda bir etki bırakır. Oysa bu... Belki de bir koşum atının kafası, bir insanın bedenine dikilseydi böyle olurdu. Her hâlükârda, bakınca belli belirsiz bir tiksinmeyle irkiliyorum. Hayatımda hiç bu kadar acayip suratlı bir adam görmedim.