İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda tuğgeneral olan S. L. A. Marshall muharebeden yeni çıkmış binlerce Amerikan askeriyle bir araştırma yapmış ve şoke edici bir sonuca ulaşmıştı: Saldırı altında oldukları dönemde dahi askerlerin en çok yüzde 20'si gerçekten düşmana ateş ediyordu. "Bireyin muharebe alanındaki başarısızlıklarının en yaygın nedeni öldürülme korkusundan ziyade öldürme korkusudur" diyor Marshall.
"Herkes kızgın olabilir bu kolay" diye yazar Aristoteles. "Fakat hak eden kişiye, hak ettiği kadar, doğru zamanda, doğru amaçlarla ve doğru tarzda kızmak, işte bu kolay değildir." Bu biraz düşünmeyi gerektirir.
Önce efendiye baktılar ve onu şer/kötü olarak gördüler, sonra da kendilerine bakıp "öyleyse hayırlı ve iyi olan bizleriz" dediler. Düşman ilan ettikleri efendilerden nefret ettiler. Oysa efendi ahlakı bunun tam tersini yapmaktaydı. Efendi ahlakına sahip olan tepkisel olmadığı için önce kendisine baktı ve "iyi" dedi; ancak ondan sonra aciz olana bakıp "bayağı" dedi ve böylesi bir ahlaka sahip olanlar, köle ahlakının tam tersi şekilde düşmanlarından nefret etmediler, sadece gurur duyabilecekleri düşmanlar aradılar.
İnsanın mahremi için ısrar etmesi gerektiğine inanıyorum. (...) Mahremi olan insan kendisini etkilemeye çalışanlardan kolayca etkilenmez. Kendi süzgeci vardır. Önce kendi süzgecinden geçirir. Böyle bir insan dikbaşlı olmasa da eleştiri gücü olan ve kendisi de eleştirilmekten korkmayan insan olacaktır.