elbet bir gün, birileri güzelliğiyle odaları doldururken, ben köşede kalemimi bileyleyerek bekledim. aynalar bana sırtını döndü, ama kağıtlar hep yüzüme baktı. çirkinliğim, suskunluğumun yankısı oldu ve o yankı, zamanla cümlelere dönüştü. insanlar gözlerimi kaçırırken, ben kelimelerimi çoğalttım. çünkü dışlanmışlık, bir dil yaratır; görülmemek, bir bakış biçimi kazandırır. yazdıkça, çirkinliğim bir armağana dönüştü: bana kalemimi verdi ve o kalemle, kimsenin görmediği yerleri yazdım. kimsenin duymadığı acıları. kimsenin sormadığı soruları. belki de en sahici yas, en sessiz olandan çıkar.