Doğru bollaşmış ve yıpranmış yırtık pırtık bir kaftan gibiyim, fakat iklimden ya da çalışmaktan değil bu; çıkış yolu arayıp bulamayan, yalnızca kendi hapishanesini yakan, niyete dönüşemeyip sönen, içimdeki o ışığın on iki yıldır kilitli kalmasından. İşte on iki yıl böyle geçti, sevgili Andrey. Artık uyanmak gelmiyor içimden.
Hayatı anlama amaçları yok. Hümanizm olarak adlandırdığınız şeyde de halden anlama yok zaten. Kendini beğenmişlikten başka bir şey değil. Hırsızları ve sokağa düşmüş kadınları betimlerler, üstelik onları ya sokaklarda süründürür ya hapse tıkarlar. Öykülerinde duyulan "gizli gözyaşları" değildir. Kaba bir gülüş ve hınçtan başka bir şey yoktur ortada.