Bu şaraptan içmeye mi geldin,
Onu içmene izin vermiyorum.
Öğrenmeye mi geldin şu karanlık
Ekmeği, bir vaadin ateşiyle yanmış,
Ona ışık tutmana izin vermiyorum.
Yalnızca seni yatıştırması için mi geldin
Suyun, biraz ılık suyun,
Gecenin ortasında başka dudaklardan sonra içilmiş,
Bozulmuş yatak ile sade toprak arasında,
Bardağa dokunmana izin vermiyorum.
Işıldaması için mi geldin çocuğun,
Onu nisan saatinin ölümsüzlüğünde mühürleyen
Alevin üstünde,
Orda ki gülebilir, ve sen, kuşun konduğu
Onu karşılayan ve adı olmayan saatte,
Aydınlık hüküm sürdüğüm ocağın üstünde ellerini
kaldırmana izin vermiyorum.
Geldin mi,
Görünmene izin vermiyorum.
Soruyor musun,
Dudaklarının kurduğu adı bilmene izin vermiyorum.