Ve nihayet sen inanırsın...
Ötesi var mı? Ya en aptal, ya en akıllı inanır. Aptal da ne demek? Tam akıllılık kâbil mi ki, tam aptallık mümkün olsun?
Hakikî aptal, o boş kâğıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma sapan, kör topal, yalan yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani aptallıktan yola çıkıp akla varamamış yarı yolda kalmış idrâk cücesi...
Yalnızlık; insanlardan kaçıp içine kapanmak değil, kalabalığa sırt çevirmektir. Yalnızken ruh içe doğru katlanır. İşte o kat yerlerinden tutup açacak kişilere yüzünü dönmektir yalnızlık. Bu kat yerlerini de ruhu yalnızlıktan kat kat olmuş olanlar görebilir ancak..
Asıl olan yön değil mesafedir. Yalnızlık hissine kapılmış toplumlar ise yanında olmak istedikleri diğer toplumları tahayyül ederken yön aldatmacasına kapılma eğilimindedirler genelde. Bu yüzden içinde yaşadığımız Türk toplumu iki asrı geçkindir Batı toplumlarını kendinden ileride ve çok uzakta sanmaktadır. Yine bu sebeple ki; bir kısır döngü içerisinde bizi ileriye taşıyacak olanın ne olduğunu tartışır dururuz. Bilim midir bizi bir adım öteye taşıyacak olan? Ya da inancımız mıdır bizi bir adım ileriye gitmekten alıkoyan?