'Seni, okumadan' , 'Seni okumadan' tanımaya çalışanlar; kapak, giriş, en fazla önsözle ilgililerdir. Okuyan da anladığı kadar tanır. Hem, tanıdım dememeli kimseyi, birini daha okumaya başladım demeli...
Evet. Onlar haklı çıktı. Sonunda, bana olanlar olduktan sonra, aralarında konuşacaklar: yıllarca önce biz bu durumu anlamıştık, diyecekler. Kitap okumasından belliydi, misafirlerin yanına çıkmamasından anlamıştık. Yerli yerinde karşılıklar bulup söyleyememesi onu bu duruma getirdi. Bir bakıma talihsizim. Misafirin yanına çıkmadıkları halde başlarına bir şey gelmeyenler de var. Onlar bir bakıma kaybediyorlar. Eksik olsun böyle kazanç. Ben ölüyorum: görmüyor musunuz? Yazık diye üzülecekler. Fakat, haklı çıkmanın sevinci içlerini ısıtacaktır. Beter olsunlar diyeceğim; oysa beter olan benim.
Bu çocuk anormal. Bu çocuk normal değil. Onlara göre, durmadan kitap okuduğum hatırladığıma göre çok okumazdım doğrusu ve misafirlerin yanına çıkmadığım bu “yanına çıkmak” deyimi beni ürpertirdi, içime bulantı verirdi ve gereken yerde gereken kelimeyi bulamadığım için bu nedenle bana ayrıca aptal da derlerdi anormaldim. Ben de büyüyünce çok normal olmak ve onları utandırmak için yanıp tutuşurdum. Galiba haklı çıktılar. Nasıl bildiler bunu? Onların akılsız, duygusuz ve bilgisiz olduklarını bildiğim için, haklı çıkmalarına bütün kalbimle ve aklımla ve öfkemle isyan ediyorum. Ben haklı çıkmalıydım. Olmadı. Sebep olanların gözü kör olsun! Bir zamanlar tutunamayanlar diye bir söz etmiştim. Şimdi bu sözü çok hafif buluyorum