AHMET BEKDEMİR, Serenad'ı inceledi.
2 dk. · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öncelikle selamlar.
"Coğrafya kaderdir." demiş İbn-i Haldun. İşte Serenad bu kaderin üzerine döşenmiş notaların, tarihi gerçeklerin üzerine örülmüş duyguların hikayesi...
Ayşe, Semahat, Mari ve Maya Duran. İsme gerek yoktu elbet, onların tek bir ismi vardı. Onlar farklı zamanlarda coğrafyanın kaderine ortak olan KADIN'lardı.
Yıllar unutturabilir miydi geçmişi, geçen zaman değiştirebilir miydi acıyı ya da acı olgunlaştırır mıydı bir insanı?
"Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler." Her şey Profesör Maximilian Wagner'in bu sözüyle başlamıştı. 59 yıl geçmişti aradan. 59 yıl sonra tekrar geçiyordu Max geçmişinin o hüzün dolu sokaklarından. Aralanıyordu geçmişindeki sis perdeleri ve ortaya insanın içine işleyen notalar çıkıyordu birer birer...
Zamanın savurduğu hayatlara ortak ediyordu Zülfü Livaneli bu kitabıyla okuyucuyu. Bazen bir annenin, bir eşin, bir arkadaşın kısacası bir kadının yaşam mücadelesine, ayakta durmak için verdiği savaşlara tanıklık ederken, bazen yürek burkan bir aşk hikayesiyle karşılaşıyordu okuyucu. Bazense eli kanlı iktidarlarla, din, mezhep, ırk gibi sebeplerle öldürülmüş olan milyonlarca masum insanın cesetleriyle dolu tarihe ışık tutuyordu okuyucu Livaneli'yle birlikte.
Bu kitap sonun başlangıcıydı. Serenad kitabında bir son yoktu. Max bu kitabın sonunda bir Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğarak, 59 yıl sonra huzura kavuşuyordu.
"Dinimi soran olmayacaktı bana. Olur da birisi merak ederse cevabım hazırdı: Müslüman, Yahudi ve Katolik; kısacası İNSAN."

Bohemya Kraliçesi, bir alıntı ekledi.
3 dk. · Kitabı okuyor

HİÇBİR ŞEYDEN UMUDUM YOKTU
DENEMİŞTİM HER ŞEYİ KENDİ HESABIMA

Yanık saraylar, Sevim Burak (Sayfa 21)Yanık saraylar, Sevim Burak (Sayfa 21)
Demian, bir alıntı ekledi.
3 dk.

Alışamam deme, alışırsın çünkü.. Elinden gelenin fazlasını yaptığın halde karşılık göremeyerek alışırsın. Defalarca kalbin kırılır, zamanla ona da alışırsın... Hatta zamanla unutursun bile bazı şeyleri. Sesini mesela, unutursun zamanla.. Geçmez diye bir şey yok, her şey geçer bir gün. Geçmeyecek sandığın her şeye alışırsın. İsteyerek değil, mecburen alışırsın.. Çünkü başka yolu yok bunun..!

Har ve Kül, Ezgin KılıçHar ve Kül, Ezgin Kılıç
Fatma Çatal, bir alıntı ekledi.
3 dk. · Kitabı okuyor

Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek
Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.

Sonrası Kalır 1, Edip Cansever (Sayfa 209 - YKY-2007)Sonrası Kalır 1, Edip Cansever (Sayfa 209 - YKY-2007)

Ve en acı sona gelelim.. Siz acı çekerken, üzülürken, paramparçayken ve gücünüz tamamen tükenmişken sizi bu hale getirenin saadet içinde olması... Bilemiyorum, içimde kopan fırtınaların her an şiddetlenmesinin verdiği telaş içindeyim. Yüreğimde taş üstünde taş kalmamış, viran bir kentim. Unutuldum, talan edildim ve sona yaklaştım. Çürüyüp gidecek bu bedenle birlikte ruhum. İnancımı kaybetmekteyim, tutunduğum tek manevi tokluğum tükenmek üzere. Ruhum aç, yüreğim aç...Ve ben sonsuz bir açlık içindeyim...
N.

Kader‘in kitaplığı..., bir alıntı ekledi.
6 dk. · Kitabı okuyor

Ona sevildiği kaç kez söylenmiş olursa olsun, terk edilmesinin her şeyin kanıtı olduğunu düşünüyordu.

Kitap Hırsızı, Markus Zusak (Sayfa 36 - Martı yayınları)Kitap Hırsızı, Markus Zusak (Sayfa 36 - Martı yayınları)
Hakan Can, bir alıntı ekledi.
 7 dk. · Kitabı okuyor

Ramazan bayramı, her müslümanın ve her islam topluluğunun, bir ay oruç tutup vucutların sağırlığını kaybetmiş ve ruhun seslerini duyar hale gelmiş, ruhların en kabartma yükselişine varmış olduğu, yani ruha ve içe çekilip orada yenilendiği, tazelendiği bir dönemden sonra, tekrar dışa, eşyaya, bir hünkar alayı halinde, tantanalı ve eşyanın ve dünya nimetlerinin içindeki “sevinci” çınlatarak çıkışıdır.

Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 28)Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 28)

Zihnimiz ve kalbimiz binbir parçaya bölündü.
Her tarafa yetişmeye çalışıyoruz.
Yorgunuz, asabiyiz ve gerginiz.
Hayatın gürültüsünden birbirimizi göremiyoruz.
Bağırıyor ama sesimizi duyuramıyoruz.
Gürültü var; bağıranların sesini duyamıyoruz.
Bakmalı, görmeli ve seyretmeliyiz…
Seyrimizi not etmeliyiz…
Vakit daraldı çünkü ve sözler birikti.
Vakit daraldı ve söyleneceklerin çoğu henüz söylenmedi.
Durup dinlemeliyiz,
Durup dinlenmeliyiz,
Durup düşünmeliyiz,
Ama durmalıyız önce.
Durmalı, durulmalı, durulanmalıyız.
Ve içimize doğru bir yolculuğa çıkmalıyız.
Yola çıkmalı, yolda olmalı ve yol almalıyız.
Yolu bulmalı, yol olmalıyız.

Ne demişti şair:
“En uzun yoldur, insanın içi”

Herkes içine baksın!..

Tuncay YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
11 dk. · Kitabı okuyor

"Oysa hayat karşımıza bambaşka şeyler çıkaracaktı; kaderin bize çok cömert davrandığı zamanlarda, her zaman hayallerimizi yıkabilecek bir engel çıkar."

Portobello Cadısı, Paulo Coelho (Sayfa 28)Portobello Cadısı, Paulo Coelho (Sayfa 28)