Ayrılık saati gelmişti. Konuşmayı denediğimiz anda dişlerimiz birbirine çarpmaya başladı ve tek bir söz bile edemedik. Uyuşmuş ellerimizi birbirimize uzattık. Yalnız ve dünyadan kopmuş bir hâldeydik.
O gece bir elektrik santralinin kazanları üzerinde uyuduk. Burayı nasıl keşfettiğimizi anlatmaktan çok rahatsızlık duyacağım. Hiç şüphesiz bizi çeken içgüdüydü. Tıpkı atların ahırlarına, güvercinin yuvalarına doğru yönelmesi gibi. Her ne olursa olsun, bu gece bende daha çok acı anılar canlandırıyor.