Güzel; mücerret, mutlak ölçüler doğrultusunda kavranılabilen bir şey değildir. Ne ki “Güzel” dir, aynı zamanda ahlaken olumlanabilecek ve zihni gelişme itibariyle tasdik edilebilecek bir değer taşır.
Güzel kavramını ahlaki özünden, ahlaki ağırlığından mahrum bırakarak, zihni üstünlüklere yakıştırmaksızın hesaba kattığımız zaman, bu yaptığımız ortaya bir çeşit çarpıklık, bir sapıklık ve dolayısıyla kendi kendini yıkan, yani güzel olmaktan çıkmaya yönelmiş bir şey çıkarır.
Bir yerde hayatın gayri islamî bir değişiklik yaşaması, hayatın gayri islamî bir değişikliğe uğraması olumlu görülüyorsa orada ilk yapılacak iş olarak, Rasulullah ın hadislerini gölgeye çekmek, onları biraz daha sisli bir alana sevk etmek gereği doğmuştur.