'El alem ne der?’ nöbetlerine kapılıp mütevazı dünyamı terkedemem.
Bazen çorabı delik, bazen pantalonu ütüsüz, bazen geleceği karanlık, bazen geçmişi kalabalık dolaşabilirim. ama gönlü yamuk, beyni bükük dolaşamam.
Ben yanıma benliğimi almadan hiç bir yolculuğa , hiçbir sefere çıkamam.
İnsanları bilmiyorum.
Güvenli olduklarını düşündüğüm an s>rtımdan vuruyorlar.Artık kimseye inanmayacağımı düşündüğümde bir sıcak yürek gelip buluyor beni.Çoğu zaman kim oldukları belli değil...
Çoğu zaman sandığından daha fazla yaşıyorlar bende.
Her zaman içlerindeyim; ama insanları bilmiyorum
Bazen dünyayı içime sığdıracak kadar genişliyor yüreğim, bazen kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Bazen küçük bir gülücük bile yetiyor içimi ısıtmaya, bazen dağlara yükselen kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye.
Bazen inanılmaz derecede uçarı, bazen iflah olmaz biçimde kanadı kırık oluyorum.
Hep aynı bedenin içinde yaşıyor; ama kendimi bilmiyorum.
Biz nasibin ne olduğunu bilirken matematiğin aklını karıştıracak kadar bereketli kelimelerimiz vardı. İki kere iki sadece çarpım tablosunda dört ederdi o zamanlar.