fatma

Kim okur, kim dinler, kim anlar, kim bilir?..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Burada olanca nakış ve ziynet ruhtadır; ve tabiat bu ruh ziynetleri önünde kendi madde süsünü silmek, yakmak ve savurmak emrini almıştır. Verdiği emir de şöyle : -Şu yanıklar dünyasına bak, gözlerini yum ve iç âlemine dal! ... Her şey orada!.. İşte, Peygamber iklimi mukaddes toprakların ruhuma üflediği ilk sır: Mukaddes topraklarda yanık tabiat, iç dünyasına davet edici kızgın bir anahtar...
Sayfa 22·Kitabı okudu
Dağlar, kayalar, her taraftan hançervâri girinti ve çıkıntılarıyla, bu mukaddes ülkede maddenin, topyekûn madde zihniyetinin yanık bir taş alanı veya kum denizi halinde kavrulmuş bulunduğunu, her şeyin ruha havale edildiğini ve ruhun gözünü çelebilecek en küçük bir madde nakışına yer bırakılmadığını ilan ediyor.
Sabır ve tahammülle mükelleftim ama, rıza ve göz yumma ile değil.. İşte şeriat terazisinin en ince ayar noktalarından biri!...
Ah beyefendi, siz bilmiyorsunuz, tanımıyorsunuz. Pederim gibi merhametli, akıllı bir padişah ne gelmiş, ne gelecek!... Zamanla anlayacakaınız ya.. Şehzade Abdürrahim Efendi, 1909