Burada olanca nakış ve ziynet ruhtadır; ve tabiat bu ruh ziynetleri önünde kendi madde süsünü silmek, yakmak ve savurmak emrini almıştır. Verdiği emir de şöyle :
-Şu yanıklar dünyasına bak, gözlerini yum ve iç âlemine dal! ... Her şey orada!..
İşte, Peygamber iklimi mukaddes toprakların ruhuma üflediği ilk sır: Mukaddes topraklarda yanık tabiat, iç dünyasına davet edici kızgın bir anahtar...
Dağlar, kayalar, her taraftan hançervâri girinti ve çıkıntılarıyla, bu mukaddes ülkede maddenin, topyekûn madde zihniyetinin yanık bir taş alanı veya kum denizi halinde kavrulmuş bulunduğunu, her şeyin ruha havale edildiğini ve ruhun gözünü çelebilecek en küçük bir madde nakışına yer bırakılmadığını ilan ediyor.
Ah beyefendi, siz bilmiyorsunuz,
tanımıyorsunuz. Pederim gibi merhametli, akıllı bir padişah ne gelmiş, ne gelecek!... Zamanla anlayacakaınız ya..
Şehzade Abdürrahim Efendi, 1909