fatma

Yâr adıyla başlayayım sözüme Gülsüz bağda bülbül ötmez kurbanım Sözü önce söyleyeyim özüme
"Sevmese kaşını çatmaz kurbanım "
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Nisâ (118 -121)
 Allah şeytanı lânetlemiştir, o da “Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” demiştir. Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur.  Şeytan onlara durmadan vaad eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir.  İşte onların yeri cehennemdir, ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.
Japonya Kagoşima enstitüsünde tarihteki ilk kopyalama hücreleri hayvanların kulakları yarılarak alınmıştır. Hayvanların kulakları yarılıp, içerisinden kök hücreleri alınarak kopyaları üretilmiş ve daha sonra bu durum değiştirilerek Avustralya' da donmuş embriyo dan bir kız çocuğu dünyaya getirilmiştir.
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi
Resulullah iki gözü de kör olan sahabesi Ümmü mektum eve girdiğinde hanımlarına "çekilin, gizlenin! Onun gözleri görmüyorsa siz de mi görünüyorsunuz! " buyuracak kadar bu konularda hassas olduğunu kimin yakasından tutup haykırayım?
Sayfa 69·Kitabı okudu
Din
Bizim evvela mekanlarımız, giysilerimiz, algılarımız zihniyetimiz "cinsiyetsiz" olmuşken benim gözlerimin şu an gördükleri çok da abes gelmemeli değil mi?
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi
Güller ki kamıştan daha nâlân
Ahmet Haşim
Ahmet Haşim
nâlân: Farsça bir kelime inleyen feryat eden anlamına gelir. Kibar ve ağırbaşlı kimseler için kullanılır. Nâlân aynı zamanda hüzünlü demektir. İnleyen çığlık atarak yaş tutan acı dolu kişilere nâlân denildiği için de nâlân denildiğinde insanların aklına hüzünlü insanlar gelir.
Kadir Gecesi
Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalple aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun.
Sezai Karakoç
Sezai Karakoç
“Kur'ân'ın övdüğü bir gecedir Kadir Gecesi. Kur'ân gelmeseydi, kâinat ve varlık, her türlü yaratılış, sırrı çözülmez bir tılsım, bir büyü gibi kalırdı. O, yaradılış bilgisinin ders kitabı olarak bir Kadir gecesinde indi. İşte Kadir gecesi, kâinata anlamını getiren gecedir. Kadir gecesi, bir "ağırlık merkezi gecesi"dir. Allah, kutsal sözlerinin bütün ağırlığını bu geceye koydu. Bu gece Kur'an, kutsal ağırlığıyla ve bir bütün halinde dünya göğünün üzerine indi. Dünya ufkunu, vahyin yedi renkli kuşağı, eleğimsağması, bereket getiren bahar yağmuru bulutları gibi, bir merhamet gibi, bu gece örttü. Her gündüzün ağırlığı gecede, bütün gecelerin ağırlığı Kadir gecesinde. İşte bunun için Kadir gecesi, hayatın ve hilkatin ağırlık merkezi gecesidir. Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalple aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun. Orucun şifa saçan ellerinde Müslümanın kalbi onarıla onarıla, Ramazan hilâli büyüdükçe nefsin hilâli küçüle küçüle, öyle bir geceye gelinir ki nefs; başına, dünya kirlerini yıkayıp alıp götüren sıcak suların döküldüğü bir ölüye yaklaşır. Onu yıkayan meleklerin dünyamıza indiği gecedir Kadir gecesi. En ağır hastaların bile hafifledikleri, öteye geçen Mü'minlerin bir kuş hafifliğiyle geçtikleri, yoksul sofralarının gökten gelme bir bereketle birdenbire zenginleştiği bir gecedir Kadir Gecesi. Gecelerin de bir imamı vardır. Gecelerin imamı, en büyük imam Kur'ân-ı Kerîm'i kalbinde taşıyan Kadir gecesidir. Ey gözlerden gizli, fakat gönüllere aşikâr Kadir Gecesi! Zamanın kalbinde en doğru ve şaşmaz bir saat gibi çınlayıp giderken, yurdumun üstüne, vahyin geçmez izini ve yıpranmaz eserini, ölmez sesini bir kere daha işle! Pas tutmaz güneşi bir daha getir, ey Kadir Gecesi! Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalple aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun. Allah'tan bir bağış gibi, Peygamber'den bir armağan gibi, sahabeden bir ses gibi, şehitlerden bir hatıra gibi, imamlardan bir ilim gibi geliyorsun. … Kadir gecesi bir değerlendiriş gecesi, bir karar gecesi ve bir hüküm gecesidir. … Kur'an'ın övdüğü bir gecedir Kadir Gecesi. Çünkü Kur'an'ın indiği gecedir Kadir Gecesi.” Sezai Karakoç