fatma

Reklam
Dünya birbirini arayan ruhlarla dolu. İki satır konuşabileceğimiz, gülüşün ve hüznün kıvrımlarında birlikte kaybolacağımız sahici insana susamış durumdayız. ... Ama buraya senden önce gelmiş birisi vardı. O da seni, senden önce bu dağ başındaki mağarada arıyordu. Sen onu, o seni arıyordunuz aslında. Arada özleyişin yarattığı titreşimler olmasa ruhlarınız birbirinin kıyısından bile geçemezdi ama ne çare ki şimdi hep birbirinizin kıyılarından yürüyor ama birbirinize varamıyordunuz. Ne sen onun seni aradığının farkındaydın, ne de o senin onu aradığını biliyordu. Ama bir ümit işte: Belki iyiliğin izlerini takip eden birileri çıkar. 🍃 ... Buraya senden önce gelmiş birisi vardı. Eleğimsağmanın altından geçen, derelerde yıkanan çocukların neşesinden bir toz sen gelmeden önce serpilmişti buraya. Sen geldiğinde içine çektiğin ıhlamur kokusu, o başka ruhun sen onu izleyebilesin diye bıraktığı işaretten başka bir şey değildi.  Sen buraya geldiğinde, sakallarına ak düşmüş bir ihtiyar olarak kıvrılmış uyuyordu zaman. Onu ölümle hayatın birbirinin içine geçtiği bir rüyadan uyandırabilmek için, senin gelişin gerekti. Melankolinin koynunda büyütülmüş ve günlük hayatın basit sevinçlerinden titizlikle saklanmış bir ömür, üzerine güneşin kokusu sinmiş bu gelişle aydınlandı da yüzünü ışığa döndü. Mağaradaki gölge kımıldadı. Seninle gelen iyilik, insanın kanat takmadan da uçabileceğini düşündürdü taşlaşmış kalplere, uzaklardaki bir yağmurun serinliğini duyabileceğini insanın, çok uzak bir rüzgarın da çok uzak bir geçmişin dölleriyle zamanı bereketlendirebileceğini duyurdu.  Dilinize güneşin çekildiği ve yalnızlığın ayaza vurduğu zamanlarda pelesenk olan mağlupların şarkısı olmasaydı, bu inilti yaşadığınız evrenin boşluklarına sızarak bütün varlığı hüzne bulamasaydı, bilemezdiniz
fatma
Ne sen onun seni aradığının farkındaydın, ne de o senin onu aradığını biliyordu. Ama bir ümit işte: Belki iyiliğin izlerini takip eden birileri çıkar. 🌹