fatma

fatma

, bir kitap okudu
10/10
·112 syf.·
76 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 01:02
·
2026 2. kitabı
Lev Tolstoy
8.6/10 · 5,5bin okunma
Reklam
Sonunda kendimi inceledim ve içimde neler oluyor diye baktım gördüm ki ben yalnızca Allah'a inandığımda yaşıyordum Allah'ı düşünmem yetiyordu o zaman hemen deliyordum onu unuttum ona inanmadığım zamanlarda ise yaşamda yok oluyordu yaşam modeli iş bölümleri neydi Allah'ın inancı kaybettiğinde sanki yaşamla ilgili bağlarım da kopuyordu Allah bulmak konusunu az olsun modum olmasa yaşamıma çoktan son verirdim fakat yaşıyordum onu hissettiğimi O'nu aradığım zaman yaşıyordum öyleyse O vardır O O'nsuz yaşanmayan şeydir .Allah'a bilmek ve yaşamak bir ve aynı şeydir Allah yaşamdır Allah'ı arayarak yaşadığın takdirde yaşam Allah'sız olmaz"
Şunu artık iyice kavramıştım ki :İnancın verdiği cevaplarda insanların en derin bilgeliği saklıydı ve akla dayanarak onları yadsımaya hakkım yoktu bu cevaplar sadece ve sadece yaşamın sorusuna cevap veriyordu
İnanç hangi cevapları verirse versin ve bu cevapları kime verirse versin, inancın verdiği her cevap insanın ölümlü varlığına sonsuzluk anlamı katıyordu; yani acılarla, fedakâr-lıklarla ve ölümle yok olmayan bir anlam. Bu demektir ki yaşamın anlamı ve imkanı yalnızca inançta bulunabilir.
Tolstoy -İtiraflarım
Nasıl yapmalıyım?" sorusunu nasıl sorarsam sorayım, onun cevabı "Allah'ın yasasına göre!" olacaktır. "Benim şimdiki hayatımdan ne çıkar?" "Sonsuz azap ya da sonsuz mutluluk." "Ölümün mahvetmediği anlam nedir?" "Sonsuz olan Allah ile birleşmedir; cennettir." Böylece şunu zorla kabul etme durumuna geldim: 0 döneme kadar bana göre biricik ve kesin sayılan akla dayalı bilginin yanında, bütün insanlığın akıl dışı bir başka bilgisi vardı. Bu bilgi, insana yaşamak ve yaşamını sürdürmek imkânı veren yaratıcının kurgusuna olan inançtı. İnancın bütün akıl dışılığı benim için o güne kadar ne ise, öyle kaldı; fakat onu kabul etmek zorunda kaldım. Çünkü yalnızca o, insanlığın yaşamın anlamına dair sorduğu sorulara cevaplar buluyor ve bunun sonucunda da yaşama imkânı sağlıyordu. Akla dayalı bilgi beni hayatın saçma bir şey olduğunu kabullenmeye sürüklemişti; yaşamım durmuş, donuklaş-mış ve ben de onu yok etmek arzusuna kapılmıştım. İnsan-lara, bütün insanlığa bakıyordum ve görüyordum ki, insan-lar yaşıyorlardı. Üstelik yaşamın anlamını bildiklerini iddia ediyorlardı. Sonra kendime baktığımda görüyordum ki, benyaşamın anlamına dair sorulara cevaplar bulduğum sürece yaşıyordum. Diğer insanlara olduğu gibi bana da yaşamın anlamını ve yaşama imkânını inanç vermişti. Başka ülkelerin insanlarına, çağdaşlarıma ve ölmüşlere baktığımda, yine aynı şeyi görüyordum. İnsanlığın başlangıcından itibaren, yaşamın olduğu her yerde, yaşama imkânını ve iradesini inanç veriyordu. İnancın ana çizgileriyse her yerde hep aynıydı.
Reklam