fatma

İnanç hangi cevapları verirse versin ve bu cevapları kime verirse versin, inancın verdiği her cevap insanın ölümlü varlığına sonsuzluk anlamı katıyordu; yani acılarla, fedakâr-lıklarla ve ölümle yok olmayan bir anlam. Bu demektir ki yaşamın anlamı ve imkanı yalnızca inançta bulunabilir.
Reklam
Tolstoy -İtiraflarım
Nasıl yapmalıyım?" sorusunu nasıl sorarsam sorayım, onun cevabı "Allah'ın yasasına göre!" olacaktır. "Benim şimdiki hayatımdan ne çıkar?" "Sonsuz azap ya da sonsuz mutluluk." "Ölümün mahvetmediği anlam nedir?" "Sonsuz olan Allah ile birleşmedir; cennettir." Böylece şunu zorla kabul etme durumuna geldim: 0 döneme kadar bana göre biricik ve kesin sayılan akla dayalı bilginin yanında, bütün insanlığın akıl dışı bir başka bilgisi vardı. Bu bilgi, insana yaşamak ve yaşamını sürdürmek imkânı veren yaratıcının kurgusuna olan inançtı. İnancın bütün akıl dışılığı benim için o güne kadar ne ise, öyle kaldı; fakat onu kabul etmek zorunda kaldım. Çünkü yalnızca o, insanlığın yaşamın anlamına dair sorduğu sorulara cevaplar buluyor ve bunun sonucunda da yaşama imkânı sağlıyordu. Akla dayalı bilgi beni hayatın saçma bir şey olduğunu kabullenmeye sürüklemişti; yaşamım durmuş, donuklaş-mış ve ben de onu yok etmek arzusuna kapılmıştım. İnsan-lara, bütün insanlığa bakıyordum ve görüyordum ki, insan-lar yaşıyorlardı. Üstelik yaşamın anlamını bildiklerini iddia ediyorlardı. Sonra kendime baktığımda görüyordum ki, benyaşamın anlamına dair sorulara cevaplar bulduğum sürece yaşıyordum. Diğer insanlara olduğu gibi bana da yaşamın anlamını ve yaşama imkânını inanç vermişti. Başka ülkelerin insanlarına, çağdaşlarıma ve ölmüşlere baktığımda, yine aynı şeyi görüyordum. İnsanlığın başlangıcından itibaren, yaşamın olduğu her yerde, yaşama imkânını ve iradesini inanç veriyordu. İnancın ana çizgileriyse her yerde hep aynıydı.
Samimiyetsiz insanlarla her gün samimi ilişkiler kurmak zorunda kalıyoruz.. O insanların senin arkandan konuştuğu sana sahte gülücükler saçtığını bilerek .. daha önce yaşadıklarının etkisiyle her şeye rağmen güvenmeyi seçiyorsun. Belki seni saf sanıyorlar iyi niyetini samimiyetsizlik olarak değerlendiriyorlar olsun diyorsun sen annedinden öyle öğrendin öyle yetiştirdin kendini karşılık beklemeyeceksin …her zaman iyi olmaya çalışsacaksın .. sürekli tazeliyorsun kendini bu duyguyu tekrar hissettiğinde artık sınır koyuyorsun duvarlar örüyorsun karşıyla .. sonunda kazanan sen oluyorsun çünkü senin samimiyetin öyle güzel ki öyle eğlenceli ki karşı taraf bilmiyor mahrum kalıyor bundan…seni hep soğuk biri sanıyor ..olsun
Bazen insanlara Islamiyet’ i anlatırken onları o kadar bu dinin en ince noktalarını benimsemelerini istiyorum ki gücüm yetmeyince çaresizlik hissi derin bir ümitsizliğe götürüyor bırakmak mı lazım nasıl hareket etmek lazım tebliğ noktasında nasıl hareket edilmesi gerekiyor bilmiyorum. Bazen gereksiz tartışmalar olmasın diye bu konuların içinde olmaktan bile geri çekiyorum kendimi sonra hakkı savunmam gerekiyordu anlatmam gerekiyordu düşüncesine giriyorum . Biz bir yolcuyuz ben de bu hayatta her şeyde biraz koçluğa ihtiyaç dıyorum bunu yapmam doğru mu yanlış vs diye